2020 dini günler takvimi ve resmi tatiller haberimizde. Mevlid gecesi, Kadir gecesi, Regaip gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı gibi dini günler vatandaşlar tarafından merak ediliyor. “mİllİ ve manevİ deĞerlerİn en Önemlİlerİnden bİrİ de, mİllİ ve dİnİ bayramlaridir” Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. Kemal Polat, “Bayramlar ve Toplumsal Yararları” başlıklı sunumunda, bayramların toplumların ortak değerlerinin gelişmesine nasıl yardımcı olduğu konusunda bilgi vererek şu hususlara değindi: Sensahip olursan bu vatan batmayacaktır.” dizelerinin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız. Bu metinde Mehmet Akif Ersoy'un “Sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” di. 6. Yaşadığınız çevreye örnek olacak gelenek ve göreneklerimiz hakkında kısaca bilgiler verdik. Bayram Gelenekleri. Evlilik gelenekleri. Asker uğurlama. Doğum gelenekleri. Kız isteme gelenekleri. Sünnet töreni. Hac gelenekleri. Ölüm gelenekleri. Dede Korkut hikayelerinin özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz: - Dede Korkut hikayeleri bir ön söz ve 12 hikayeden oluşur. - Eser içerisinde olağanüstü olaylar gerçeğe uygun bir 4ea7. milli bayramlar ve dini bayramlar arasindaki farklari gosteren kavram, efendim bu fark cocuklar icin dini bayramlarda para milli bayramlarda toren olarak gozuksede, biri milletin bayramidir, digeri o dine mensup olan insanlarin, belki burdan yola cikarak dini bayramlar turkiyenin bayramidir degil midir diye bir soru sorabiliriz ki bence ancak cevabi turkiye musluman bir ulkedir basligindaki entrylerden olusturabiliriz, baska bir sey de var ki oda milli bayramlarin kitleleri, dini bayramlarin aileleri daha ufak insan topluluklarini bulusturdugu gercegidir. milli bayramlarda öğrenci ya da ne bileyim ordu mensubu filansanız üç beş tantanayla yırtarsınız, sivilseniz koy dötüne bile dersiniz. ama dini bayramlarda toplu histeri nöbetleriyle karşılaşmamak için dağa filan kaçmanız gerekebilir... iki şekilde işlenebilen husus. 1-teori-bu ülke laik olduğundan türkiye'ye ait esas bayramlar mili olanlar, dini bayramlar ise opsiyonel olarak kutlanan kültürel, islama dair bayramlardır önermesi. akabinde resmi dini islam olmayan ülkede islam dininin bayramlarının tatil olup diğerlerinin olmaması ne kadar tutarlıdır tartışması ve illa ki ortamdan birinin yüzde doksandokuzu müslüman ülke cümlesini yumurtlaması...-dini bayramlarda tatilin haftasonuyla birleşmesi halinde ne kadar işgücünün kaybolduğuna dair tartışma bonus olarak japonların ve almanların ne kadar çalıştığı, nasıl başarılı olduğu anlatılabilir-dini bayramların neden milli bayramlardan daha popüler olduğu tartışması ve milli bayramlarda bayrak asma hususunda konsensus bayramlar bireyin küçüklüğünden beri ayazda veya güneş altında askeri nizamla şiir dinlemesi, okul tatil olsa da sabahtan öğlene kadar bayram için tören yapılması ve malum stadyum gösterileri yüzünden biraz eziyet gelir öğrenci kısmına. -dini bayramlar milli bayramlardan daha uzun olduğundan çalışan/öğrenci bünye dini bayramları daha çok sevecektir elinde olmadan. hele iki üç senede bir denk gelen o mucizevi dokuz günlük tatiller, kazık kadar olsan bile aile büyüklerinin verdiği harçlıklar vs dini bayramları daha beklenesi yapar. dini bayramlarda eş dost akraba aranır, bayramınız mübarek olsun denilir, hadi arayamadın sözlükten mesaj atılır, seni düşünüyorum anlamında boş sms yollanır, en azından messenger'dan titreşim gönderilir. milli bayramlarda böyle aktivitelere girilmez. bkz milli bayramlara ikinci derecede önem vermekbu vesileyle saatler kala da olsa hepimizin cumhuriyet bayramı kutlu olsun... milliyi devlet, diniyi aile ızdırap haline getirir. koyunu kuzusu şekeri kahvesi harçlığı yolculuğu tabutu derken dini bayramlar ekonomi yaratır. milli bayramlar, ulkenin kurulusu, bagimsizligi gibi bir ulke icin buyuk onem tasiyan gunleri kapsar. bu gunler olmasaydi su anda bulundugu durumda olamayacaginin farkinda olanlar tarafindan milli bayramlarin degerini bilip ve bu gunleri her yil anmak ister. mesela biz 29 ekim'de cumhuriyeti kutlarken, italya 2 haziran'da, brezilya 15 kasim'da kutlar. dini bayramlar ise ulkeden ulkeye degismez. islama inanan ramazan ile kurban bayrami'ni kutlar. hiristiyanliga inanan noel ve paskalya kutlar. fakat bu gunlerin tatil olup olmamasi ulkeye baglidir. dini bayrami kutlayip kutlamamak biraz da kisiye baglidir. eger bulundugu ulkede o gun tatil ise tatilini yapar. bu tatil surecinde ise hiristiyan birinin kurban bayraminda kurban kesmesi gerekmedigi gibi, musluman birinin de noel zamani kiliseye gitmesine gerek yoktur. herhangi bir dine inanmayan kisi ise hangi ulkede ise o dini bayram tatilinden yararlanir ki avrupalilar'in sayica azimsanmayacak kadari bir dine inanmadigi halde noel'i dort gozle bekleyip, birbirine hediyeler alip, noel gecesi de ailesi ile yemek yemesi gibi. malesef bizim ulkemizde son yillarda bu ortaya cikarilan dini milli bayram kargasasi tam bir rezalet hale gelmistir. sanki dini bayram kutlayanlar gerici, iktidar yanlisi gibi gorulurken, milli bayram kutlamak isteyenler de herhangi bir dine inanmayan ve inanlara da saygi gostermeyen kisiler gibi gosterilmeye calisiliyor. sadece facebook hesabima bakarak goruyorum ki- gecen kurban bayrami'nda "iyi bayramlar" yazamayan facebook memleket kurtaricisi bugun heryeri mustafa kemal ataturk'un sozleri ile donatip cumhuriyet bayrami'ni gecen kurban bayrami'nda " tum islam aleminin kurban bayrami mubarek olsun" yazan duduk kafa bugun cumhuriyet bayrami'ni malesef ortada gercekten sanki dini bayrami kutladigi anda insanlarin onu "gerici", "dinci" olarak goreceginden korkan bir guruh ile milli bayram kutladigi anda kendini dinden cikacakmis gibi hisseden mallar var. size bayram cok aq. nan siktirtmeyin bayramınızı demek istiyorum bunaltmayın adamı milli bayram huzurdur, hafta içine denk gelirse zararsız, masrafsız bir günlük kaçamaktır. dini bayramlar kaos yaratır, yorucu ve masraflıdır, tantanası bol olur adama cinnet bile bayramları severim, inançtan, dinden, allahtan, kitaptan bağımsız dini bayramlardan oldum olsası, kendimi bildim bileli nefret bayram benim için travmadır. her bayram evde adına bayram temizliği denilen kaos başlar, dip bucak temizlik yapılır. çocukken gene bayram kıyafetinin bokuna az biraz seviniyordum büyüdükçe iyice nefret ettim. 30 yaşına geldim babam hala akraba gezdirip el öptürmeye götürmeye çalışıyor itiraz edince de neymiş efendim biz zaten insan içine çıkmazmışız insanlıkla bir alakamız yokmuş lol. her bayram bir köye gidilir ki ben köy yüzünden yaşayan her türlü bitkiden, topraktan nefret ettim. bayramlık alsan ne bütün bayramı köyde eskimesin diye pijamayla geçiriyorum. hele kurban bayramı her yeri et kokusu kaplıyor sabah et akşam et ben ki et seven insanımdır çiğ etleri görünce kusmak istiyorum. bir de sabahın köründe kalkıp bayram kahvaltısı hazırlama olayı var ki ondan da ayrı nefret ediyorum. tatilmiş uyuyacakmışsın kim takar sabahın köründe kalkıp tıkınmak zorundasın. tabi öncesinde bu kahvaltı için yapılan baklava, börek çilesi. bizim eve toplasan 5 kişi gelmez ziyarete ama babam saat 6 da başlar kalkın bir gelen olur demeye. bir bayram da evimde oturmak istiyorum yok bu bayram da tırıs tırıs gideceğiz köye. milli bayramlar öyle mi ama canım benim, eskiden eğlenme ve etkinlik odaklıydı. ortaokulda folklor ekibindeydim gider stadyumda gösterimizi yapardık. eğlenirdik, dini bayramlar aşırı sinir bozucu adamlar cadılar bayramı yapmış eğleniyor ya da yumurta boyuyor biz ne yapıyoruz kendimize işkence. yok yemekti yok temizlikti başlarım böyle bayramaa olmaz olsun neresi bayram. milli bayramları çok seven dini bayramlardan nefret eden diyenin hesap her bayram içinde yeşerttiği nefreti bu başlığı arayıp bularak misafirlere kahve yap, su getir şeker tut eziyetlerini unutmuşum. canım milli bayram. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Milli Bayramlar Şehir ve kasabalarda bir şenlik havası içinde kutlanan bu bayramların 30 Ağustos Zafer Bayramı Cumhuriyet Bayramı Kurtuluş Bayramları gibi askeri geçitler fener alayları "resmi" gösterilerinde gelenek olan tek öğe seğmenler zeybeklerin özel kıyafetleriyle gösterilere katılmalarıdır. Ama bu bayramlar nedeniyle resmi gösteriler bittikten sonrakimi yerlerde gece geç vakitlere kadar işçilerin esnafın kendi aralarında hükümet ya da belediye meydanında düzenledikleri eğlenceler bu şenliklere farklı bir anlam katmaktadır. Bu eğlencelere davul zurna takımları da kasabalarında her yerin kendi oyunları oynanmasına karşılık İstanbul Ankara gibi büyük şehirlerde bu toplantılara farklı gruplar gösterileriyle katıldıklarından eğlenceler bir tür "halk dansları festivali" görünümündedir. Resmi bayramlarda birçok yerlerde resmi törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Geçmiş yıllarda siyasi partiler resmi bayramlarda davullu zurnalı eğlenceler düzenleyerek bir yandan bayramların daha canlı geçmelerini sağlamış bir yandan da diğer partilerle bir yarışma ortamına bayram gelenekleri de değişimden payını almışlardır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 30 Ağustos Zafer Bayramı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı günün yıldönümü olarak kutlanmaya başlanan ulusal bayram ilk kez 23 Nisan 1920’de “Hakimiyeti Milliye Bayramı” olarak kutlanmıştır. 1930’lu yıllarda Çocuk Esirgeme Kurumunun gelenekselleştirdiği “Çocuk Haftası”nın 23 Nisan – 1 Mayıs başlangıcının da bu bayramla aynı güne rastlaması sebebiyle “Milli Hakimiyet Bayramı ” ile Çocuk Bayramı aynı gün kutlanmaya Mayıs 1935’te bu gün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanılmaya UNESCO tarafından 'çocuk yılı' ilan edilmesiyle de bu bayram uluslararası nitelik kazanmıştır. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve tek ulusal bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için her yıl düzenlenmektedir. Atatürk'ün çocuk sevgisi herkes tarafından manevi çocuklarıyla ilişkisi o yıllarda yaşayan kişilerin anı kitaplarında yer her fırsatta Bugünün küçükleri yarının büyükleri” diyerek çocukların toplumların gelişimi için ne denli önemli olduğunu belirtmiştir. Geleceğin çocukların elinde olduğunu düşünen Atatürk 1924'te ilk Meclis'in açılış tarihi olan '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiş ve daha sonra bu bayramı çocuklara armağan bu yana her yıl 23 Nisan’da TRT tarafından geleneksel olarak 23 Nisan Çocuk Şenliği hafta süren etkinliklere 8 – 12 yaş arası dünya çocukları davet edilmektedir. Farklı kıtalardan farklı ülkelerden gelen çocuklar gönüllü ailelerin evlerinde misafir 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyutta kutlanmaya başlanan şenliklerde bugüne kadar 87 ülkeden yaklaşık 18500 kişi konuk olmuştur. Dünyada çocukların sahip olduğu tek bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 83. yıldönümü hepimize kutlu olsun. 30 Ağustos Zafer Bayramı Kurtuluş Savaşı'nın sonucunu belirleyen Büyük Taarruz'un son günü yapılan Başkumandanlık Meydan Savaşı'nın 30 Ağustos 1922 yıldönümlerinde kutlanan ulusal bayram. 30 Ağustos Zaferi ilk olarak 30 Ağustos 1923'te Ankara Afyon ve İzmir'de şenlikler düzenlenerek yıllarda ülke genelinde kutlanmaya başladı ve Mayıs 1935'te 2739 sayılı yasayla Zafer Bayramı olarak kabul edildi. Zafer Bayramı'nda yapılacak törenler 1981'de çıkarılan 3456 ve 4400 sayılı iki bakanlar kurulu kararnamesi ve ekli bir yönetmelikle yeniden bayram ve genel tatilleri düzenleyen 17 Mart 1983 tarihli 2429 sayılı yasayla 30 Ağustos gününün Zafer Bayramı olduğu ve o gün yapılacak törenlerin düzenlenmesi işinin Milli Savunma İçişleri Dışişleri Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarına ve bunların yerel örgütlerine verildiği belirtildi. Zafer Bayramı günü resmî daireler kurum kuruluş ve fabrikalar 1 gün tatil tören bölümünde Ankara'da Anıtkabir'e öbür yerlerde de Atatürk anıtlarına ve şehitliklere Ankara'da genelkurmay başkanı öbür yerlerde de ordu birlik ve garnizon komutanlarınca çelenk konur geçit töreni dış temsilciliklerde de askeri ataşelerin katılımıyla kutlanır. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri 19 Mayıs 1919' Mayıs 1919 Anadolu'da yeni Türk Devleti'nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Yüce Önder Atatürk'ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması doğum gününü soranlara 19 Mayıs'ı işaret etmesi bunun kanıtı Mayıs'ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da gerek Millî Mücadele döneminde gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret ziyaretler'o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım 1918'de İstanbul'a yaklaşık altı ay kaldı. Bu süre içerisinde vatanın kurtuluşu için çeşitli girişimlerde bulundu. Padişahla birkaç kez görüştü ve ona bu konuda düşüncelerini bir hükümetin kurulması için çaba yoluyla geniş kitleleri bilgilendirmeye halkı aydınlatmaya çalıştı. Kurtuluşa giden yolun temel ilkelerini yine bu dönemde ortaya koydu. Bunları çok yakın arkadaşlarına anlattı. Böylece Millî Mücadeleden yana az sayıda fakat etkin bir grup oluşturmayı başardı. Millî Mücadele Anadolu'dan için öncelikle birer görevle Anadolu'ya geçilecek mecbur kalınmadıkça görev terk edilmeyecek görevi bırakmak gerektiğinde asla İstanbul'a dönülmeyecek çalışmalar gayrî resmî bir tarzda sürdürülecekti. Samsun'dan başlayan süreçte onun tutum ve davranışları izlenecek olursa bütün bu prensiplere bağlı kaldığı kendisiyle birlikte Millî Mücadeleye atılan arkadaşları arasında zorunlu olmadıkları halde İstanbul'dan verilen emirlere hemen uyarak görevini bırakanları bununla kalmayıp İstanbul'a dönenleri söz konusu prensiplere aykırı davrandıkları için Nutuk'ta ağır bir biçimde Önder'i diğerlerinden ayrı ve üstün kılan azmi iradesi kararlılığı milletine sevgisi ve güveni zafere olan mutlak inancıydı. Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine atandıktan sonra heyecanla Harbiye Nezareti'nden çıkarken "kafes açılmış önünde geniş bir âlem kanatlarını çırparak uçmağa"1 sıkıntılı zahmetli bir yolculuktan sonra Samsun'da milletiyle kucaklaştı. Samsun mülkî taksimatta doğrudan Dahiliye Nezareti'ne bağlı Canik Sancağı'nın merkez kıyısındaki bu şirin kasaba Birinci Dünya Savaşı'nın yükünü taşıyan yerlerden savaş sırasında özellikle Rus istilâsına uğrayan Türk topraklarından göç eden çok sayıda insan buraya gelmiş kasabanın rengi havası birden bire değişmiş yeni gelenlerin barındırılması sıkıntılar yaratmıştı. Bunlar bir yana Samsun aynı zamanda Pontus'çu faaliyetlerin yoğun olduğu bir dolaşmakta olan İtilâf donanmasından Yunan savaş gemilerinin varlığından cesaret alan ve Samsun Rum metropoliti Germanos tarafından örgütlenen Pontus çeteleri sokaklarda dolaşıyor asayişi ihlâl ediyor köylere baskınlar düzenliyor evleri binaları ateşe veriyor ve korumasız Türkleri Mart 1919'da Samsun'a çıkarılan 200 kişilik İngiliz birliği Pontus çetelerini büsbütün şımarttı. Mütarekenin bozulacağı endişesiyle güvenlik kuvvetleri ya kullanılamıyor ya da asayişsizliği önlemede yetersiz kalıyordu. Bu durumda sırf nefs-i müdafaa için Türkler de harekete geçince bu zamana kadar Pontus çetelerinin terör faaliyetlerini seyreden İngilizler seslerini yükselttiler ve 21 Nisan 1919'da Osmanlı Hükümeti'ne bir nota vererek Orta Karadeniz'de Türklerin Hıristiyanları katlettiklerini bildirdiler bunun önüne geçilmediği takdirde bölgenin işgal edileceği tehdidinde olay bunun tam aksineydi. İngilizler gerçekleri tahrif ederek Pontus'çuları korumayı ve karışıklıkların devamını amaçlıyorlar bölgeyi işgal etmek için bahane arıyorlardı. İstanbul Hükümeti hemen bölgeye yetkili birini göndermek için kolları bir araştırmadan sonra Mustafa Kemal Paşa üzerinde mutabakat sağlandı. Çünkü O ikinci meşrutiyetin çalkantılı döneminde siyasete bulaşmamış girdiği bütün savaşlarda zafer kazanmış başarılı bir kumandandı. İşte bu noktada Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'un dolayısıyla bütün Anadolu'nun ve Türk Milletinin kader çizgisi kesişiyordu. O büyük insan sebatla inançla doğru bildiği yoldan ayrılmadan Türk Milletinin geleceğini kurtaran kahraman oldu. Mustafa Kemal Paşa'ya asayişsizliğe neden olan olayları tayin ve tespit ile bunların ortadan kaldırılmasının yanında daha başka görevler ve görevin gerektirdiği yetkiler de verilmişti. Atatürk söz konusu yetkilerini değerlendirirken bunları çok fazla bulduğunu ve İstanbul Hükümeti'nin bilerek anlayarak bunları kendisine vermediğini günlerde ve daha sonra Anadolu'ya bir kısmı şehzadelerin başkanlığında olmak üzere heyetler da önemli yetkilerle donatıldılar. Nasihat Heyetleri Tahkik Heyetleri Teftiş Heyetleri adı altında Anadolu'da dolaşan bu kurulların da vatanın kurtuluşu yolunda büyük sonuçlar elde edecekleri bu beklentilere tercüman oluyor heyetler hakkında geniş bilgiler veriyor gittikleri yerlerde karşılanmalarından her türlü faaliyetlerine kadar hemen her konuda kamuoyunu aydınlatıyor hadiseyle birinci derecede alâkadar oluyordu. Halbuki Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya gönderilmesi İstanbul basınında çok az ve sadece haber niteliğinde yer almaktaydı. Bu da kimden ve ne ölçüde sonuç beklendiğinin bir göstergesi halde esas olan görev ve görevin gerektirdiği yetkiler değil yetkileri yerinde ve zamanında tam bir liyakat la kullanmak mutlak zafere ulaşabilmektir. Mustafa Kemal Paşa'nın başarı sırlarından biri de budur. 19 Mayıs sadece Türk millî kurtuluş hareketinin başlangıcı olmakla kalmadı yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasını da Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığı andan itibaren zihnini meşgul eden problem millet iradesinin devlet hayatımıza yansıtılmasını sağlamaktı. Hatta denilebilir ki bunu kurtuluşun önüne koymuş millî mücadelenin vazgeçilemez ilk şartı Mayıs'ı izleyen günlerde yapmış olduğu yazışmalardaki terminolojiye bakılacak olursa bu açıkça görülür. İzmir söz konusu olduğunda "ordu ve millet bu işgalî tanımayacaktır" derken bunu Kâzım Karabekir Paşa'ya çektiği telgrafta "millet ve memlekete medyûn olduğumuz en son vazife-i vicdan iye"den amacı da buydu. Kurtuluş mücadelesi ancak milletle birlikte kazanılabilirdi. Milletle kazanılan mücadeleyi yine milletle taçlandırmak lâzımdı. Yayın hayatına başlamalarına öncülük ettiği ilk iki gazeteden biri İrade-i Millîye diğeri Hakimiyet-i Millîye adını değerler ve kavramlardır ki onu Türk Milletinin kalbinde "milletin kurtarıcısı" "devletin kurucusu" payesine yükseltmiştir. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Osmanlı İmparatorluğu'nda ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başlayan Birinci Dünya Savaşı'na dünyanın belli başlı devletleri yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler Yunanlılar Fransızlar İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Ulusuna inanan güvenen Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da Samsun'a Sivas'ta kongreler Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var'o da Milli yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır." dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis Mustafa Kemal Paşa'yı başkan Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı yandan efeler dadaşlar seğmenler bulundukları yörede düşmana karşı yandan düzenli ordular İnönü'de Sakarya'da Dumlupınar'da düşmanlardan kurtarıldı. Tahtını rahatını düşünen padişah yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti. İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923'te ilk toplantısını Ekim 1923'te Ankara Başkent düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz."Dedi. 29 Ekim 1923 günü Atatürk milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne önergeyi kabul ülkemizde cumhuriyet yönetimi kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı ilanı yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı. Cumhuriyet;yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetiminde söz korumak kollamak yaşatmak her yurttaşın ödevidir “Milli ve dini bayramların önemi ile ilgili bir kompozisyon yazınız.” konusundan ve dini bayramlar milletimizi bir araya getiren özel günler olarak hayatımızda büyük öneme sahiptir. O günler hayatımızda özel bir yere sahiptir. Toplumun kenetlenmesine vesile olur. İnsanların bir araya gelmesini sağlar. Böylece toplumsal açıdan bütünleşme ve herkeste selamlaşma bilinci gelişir. Aynı zamanda o günlerdeki heyecan ve coşku herkeste bayramlarda törenler yapılır, şiirler okunur. Milli bayramların önemi geçmişi hatırlamak, tarihteki başarılarımızı hatırlamak, ecdadımızı yâd etmek açısından büyüktür. Çünkü bir millet tarihini çok iyi bilmeli ve hatırlamalıdır. Millet olarak birbirimize kenetlenmeyi, birlik beraberlik içinde yaşamayı sağlayan milli bayramlarımız hepimiz için çok özeldir. Dini bayramlar da milli bayramlar gibi kültürümüzün önemli bir parçasını oluşturur. Bayramlarda erken kalkılır, namaza gidilir, büyüklerimizin ellerinden öpülür, küçüklerimize sevgi ve merhamet gösterilir, hastalar ziyaret edilir, kabre gidilir. Dolayısıyla milli ve dini bayramlarda insanımız birbirine daha çok ilgili davranır. Bu birliktelik herkeste bir dayanışma ruhu oluşturur. Muhtaçlara, yaşlılara, yetimlere yarım etme gibi güzel duygular bayramlarda ön plana çıkar. Milli ve dini bayramlarımızın toplum hayatındaki önemi bundan ileri olarak milli ve dini bayramlar birlik ve beraberliğimizin en güzel kanıtıdır. Bu yönüyle bayramlarımız, toplumumuzda çok güzel bir ortam oluşturur. Kısacası bayramlar aracılığıyla herkeste farklı bir birliktelik ruhu oluşur. Bu sayede toplum her zamankinden daha çok kenetlenir. misafir - 6 yıl önce Dini bayramlar, birlik ve beraberliğin pekiştiği, kardeşlik, dostluk, sevgi ve saygı duygularının paylaşıldığı dini bayramların millet olma şuuruna ermenin temeli olduğuna dikkat çekti. Bayramların toplumun manevi zenginlik kaynaklarıdır. Dini bayramlar, bireyleri ortak duygu ve düşüncelerde buluşturarak, üzüntüde ve kıvançta birleştirmekte ve bu değerlerin içtenlikle yaşanmasını sağlamaktadır. Huzur ve barış ortamının değerini iyi bilerek, kötülüklerden uzaklaşarak, insanlara iyi davranmayı bir yaşam ilkesi olarak benimseyerek, çevremizdekileri de buna teşvik etmeliyiz. Güçlü bir toplumsal yapısının oluşturulması, öz değerlerine bağlı, çalışmayı, güzel ahlaklı olmayı ilke edinen erdemli kuşaklar yetiştirilmesi ile mümkündür. Bu sebeple, birey ve toplum yaşamında çok önemli bir yeri bulunan bayramları, çocuklarımıza anlamına uygun biçimde yaşatılmalız. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkarak, yardımlaşma, dayanışma ve hoşgörü duygularını benimsettiğimiz sürece, inanıyorum ki daha güzel günlere ulaşacağız. misafir - 6 yıl önce Dini bayramlar; toplumların fertlerinin birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşma, yardımlaşma, birbirlerinin gönlünü alma ve yakınlaşma, mutluluk ve sevgi huzuru dolu dolu yaşama günlerdir. Ramazan ayı, manevi duyguların, Allah'a yaklaşma duygularının en yüksek ve insanlık duygularının en yoğun olduğu önemli aylardan birisidir. Müslüman olan toplumlar ve insanlar, İslam dini ve Müslümanlık ilkeleri doğrultusunda, Ramazan ayında sağlığı sıhhati yerinde olanlar, bir ay kendilerine farz kılınmış oruçlarını tuttular, zekat ve fitrelerini vererek görev ve sorumluluklarını yerine getirdiler. Böylece Ramazan Bayramını eriştik ve kutluyoruz. Bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Öteden beri her milletin birçok milli günleri, milli bayramları ve dini bayramları vardır, her toplum bu bayramlarını kutlarlar. Ramazan Bayramı inananlar üzerinde çok müspet tesirler meydana getirir, dini duygularını kuvvetlendirir. İnsanlara yeni bir heyecan ve çalışma zevki kazandırır. Diğer zamanlarda insanların gözüne benlik, çok kar etmek, çok çıkarcı ve acımasız olmak, fakir ve fukaranın halini bilip anlamamak, insanlara kırmak zarar vermek… gibi olumsuz duygu ve davranışlar Ramazan ayında ve bu ayın sonunda kutlanan Ramazan bayramında azalır yok olur. Toplumu birlik beraberlik kardeşlik ve dayanışma içinde tutan, saygı ve sevgi temelinde insanları birleştiren önemli günlerdir bayramlar. Bayramların, milli ve dini duyguların, inanışların pekişmesi, taze ve canlı tutulması fonksiyonu yanında, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamada ve bunun bireylerin bilincinde yer etmesinde de büyük önemi vardır. Milli bayramlar Ulus olma, beraber aynı kaderi aynı tasayı aynı kıvancı yaşama gücünü kuvvetlendirir. Dini bayramlarımız da aynı dini inanan insanların yani Türk milletinde Müslümanların birlik beraberlik günleri, kardeşliğin, çıkarsız saygı ve sevginin yaşandığı günlerdir. Gerçekten dini bayramlar, insanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dini his ve şuurun sosyal hayatta tazelenmesinin de bir vesilesidir. Bayramlar, sosyal dayanışma ve barış şuurunun fertlere kuvvetle hâkim olduğu günlerdir. Dargınların kucaklaşması, aralarında kin, nefret bulunan kabile, aile ve şahısların, düşmanlık ve husûmet duygularının sevgiye dönüşmesi, küçüklerin büyüklere saygı, büyüklerin küçüklere sevgi göstermesi, hastaların ziyaret edilmesi, verilecek küçük hediyelerle çocukların gönüllerinin alınması, hısım ve akrabanın bir kere daha yeniden kaynaşması, genellikle bayram günlerinde mümkün olmaktadır. misafir - 6 yıl önce Bence dini bayramların kazandırdığı ilk şey bayramda herkesin mutlu olması,küslerin barışması,kan davalarının kapatılması,bayram ziyaretleri olur,tatile gideriz;bu bayramlarla ilgili önemli bir uyarı akrabalrımızın,arkadşalrımızın,çocuklarımızın barış içerisinde güzel bir bayram bu kişiler güzel bir bayram geçirmezse bu bayram bize bayram değil cehennem bayramlarda namazı uygun bir biçimde camide kılıp dua etmeliyiz. misafir - 6 yıl önce dini bayramlar bize güzel ahlak,dostluk ve barış yüzden dini bayramları çok severiz ve sayarız Bu yazıda “Dinî Ve Millî Bayramlarımız Toplumun Birlik Ve Kaynaşmasında Nasıl Bir Rol Oynar?” sorusunun cevabını kısaca yazdık. Dini ve milli bayramlar toplumda birlik ve beraberliği ve milli bayramlar aynı duygu ve düşünceleri yaşamayı sağlayarak birlik ve beraberliği ve kesilen kurbanların muhtaç kişilere dağıtılması insanlar arası sevgi ve dayanışmayı duyguları yok eder. Aynı milletten olmanın gücü olan aidiyet duygusu BİLGİ NOTUBayramlar, toplum bireyleri arasında kaynaşmayı ve dayanışmayı sağlar. İnsanlar, bu günlerde imkânlarını başkalarıyla paylaşmaya daha çok özen gösterirler. Çünkü bayramlardan önce muhtaç durumda olanlara yardım etmek hem sevap hem de güzel bir Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabı cevaplar

konusu dini ve milli bayramlar olan bir hikaye yazınız