Prof. Dr. Yenigün: Güneş ya da ısı çarpmanın tedavisi olay yerinde başlar ama kesinlikle hastanede devam eder. Bu unutulmamalıdır. 'Nasıl olsa geçer' diye düşünülmemelidir" dedi. Onsuzluğun acısı bir anda yüzüm yalar Anlarım ki annem yok, yıkılır tüm duvarlar Bir anne ölüverip, bir güneş battığında. El ele bile olsak mutlak çekineceğiz Maziye sünger çekip söküp, söküneceğiz Bizler de belki bir gün, böyle tükeneceğiz Bir anne ölüverip , bir güneş battığında.. Bir kitap, Bir kalem, Bir masa, Bir saat Ve insanlar Alıyorsun hayatına,sarıp sarmalıyorsun,canından can olacak kadar hemde Kokusunun her zerresini ezbere bilecek,parmak boğumlarının sayısını,kirpiklerinin her bir adedini bilecek kadar Sevgi istiyoruz. Sevgi diyoruz. güneş yok olursa sırasıyla şunlar olur: (1) tüm güneş sistemi dağılır. güneşin yok olduğu anda güneşin etrafında dönen tüm cisimler son bulundukları yörünge noktasından geçen teğete yakın bir açıyla uzay boşluğunda düz bir hareketle yol almaya başlarlar. kuvvetle ihtimal, dönme tarafına doğru hafif bir sapma olur. Bir damla güneş yok,iyi ki yok. "Yağmurun" bulutlarının da inadı tutmuş,güneşi bugün göstermeyecek,iyi ki göstermeyecek. Kapalı ve yağmurlu havaları sevenlerdenim.Bunu söylediğimde, sınıflandırmalarla genellemelerle uğraşıyorum: -hayır,yazı sevenler gibi sıcakkanlıyım. -hayır,derdi sevmem,hüznü sevmem. yzj04X3. Haberler > Tüm Dünyayı Etkileyen Modern Zamanların En Büyük Ölçekli Güneş Fırtınası Carrington Olayı - 1358 Her ne kadar günlük hayatta çoğu kişinin umrunda olmayan bir tehlike olsa da, güneş fırtınaları yaşamı felç etmeye yönelik en büyük felaket olasılıklarından biri. Hatta zaten daha önce de dünya çapında böyle etkileri olmuş bir felaket türü. İşte o etkilerin en büyüğünün meydana geldiği Carrington Olayı'na gelin beraber göz atalım. Sizlerle 1800'lerin ortalarına doğru bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. 1 Eylül 1859 günü öğlene doğru, İngiltere'de dönemin en ünlü astronomlarından biri olan Richard Carrington, kendine özel gözlemevinde sıradan bir gün geçirmektedir. Birkaç dakika sonra tarihin gördüğü en büyük güneş fırtınasının oluşumuna tanık olacağından haberi yoktur. Carrington bir anda Güneş'in üzerinde bazı leke oluşumları olduğunu fark eder. Bu güneş lekelerinin boyutları hayli büyüktür. Daha sonra aniden iki adet inanılmaz parlak ışık patlaması yaşanır, bu parlak noktaların boyutu giderek büyür ve Carrington'ın kendi tabiriyle böbrek şekline gelirler. Çok nadir ve beklenmeyen bir şeye tanık olduğunu anlayan gök bilimci, o anları daha sonra notlarına şöyle kaydeder 'Parlaklıkları gördüğüm anda hemen koşup olayı benimle izleyecek birilerini aradım. 1 dakika içinde dönmeme rağmen, şekillerin çoktan değiştiğini ve zayıfladığını gördüm.' Buna rağmen Carrington ve çağırdığı kişi birlikte beyaz parlak noktaları yok olana kadar izlerler. 1118'de başlayan olaydan, 1123'te geriye hiçbir iz kalmamıştır. Olayın olduğu günün gecesinde, sabaha doğru bütün dünyada gökyüzü kırmızı, yeşil ve mor auroralar ile kaplanır. Bu auroralar, güneş fırtınasının inanılmaz kuvvetli ve büyük olması nedeniyle öylesine güçlü ve parlakmış ki, insanlar sanki gün ışığındaymış gibi gazete veya kitaplarını okuyabiliyorlarmış. Tabii bu devasa manyetik patlama, gökyüzündeki inanılmaz görsel şovun yanında kötü etkilere de sahip. Nitekim olay esnasında ve sonrasında dünya çapında tüm telgraf sistemleri bozulur ve her şey birbirine girer. Yoğun elektromanyetik bombardıman nedeniyle kablolara elektrik veren bataryalar çıkarıldığında bile kablolardan mesajlar iletilmeye devam eder. Çoğu telgraf makinesi yanar ve kullanılamaz hale gelir. Peki o günkü patlamanın şiddetinde başka bir patlama, günümüzde yaşanırsa neler olabilir? Uzmanlara göre etki, sandığımızdan çok daha yıkıcı olabilir. Yakın zamanda bu duruma örnekler de var. 1989'da gerçekleşen bir güneş fırtınası, Kanada'nın neredeyse tamamında 9 saatlik bir elektrik kesintisine sebep olur ve 6 milyon insanı etkiler. O olay esnasında ABD'nin bazı bölgelerinde güç transformatörleri erir. 2005'in Aralık ayındaki başka bir olayda ise, tüm dünyada GPS sistemleri 10 dakikalığına devre dışı kalır. 10 dakika uzun bir süre gibi görünmeyebilir, ama GPS teknolojisi günümüzde öylesine önemli ki, özellikle o esnada gökyüzünde bulunan binlerce uçağın 10 dakika boyunca konum bilgisi alamadığı düşünüldüğünde bir facianın eşiğinden dönüldüğünü söylemek yanlış olmaz. Üstelik şunu da akılda tutmak önemli Carrington Olayı esnasında gerçekleşen patlama, tüm bu patlamaların onlarca katı büyüklüğündeydi. Son 500 yılın en büyük patlaması olduğu düşünülen o olay, günümüzde hayatımıza daha da entegre olan elektronik sistemleri yerle bir eder gibi duruyor. Telefon ve internet kablolarının yanabileceği; radar, cep telefonu sinyalleri, GPS sistemleri gibi sistemlerin tamamen çökebileceği gibi olayların ihtimalleri bir hayli yüksek. Daha da kötüsü, uzmanlara göre bizi güneş fırtınalarından koruyacak bir sistem geliştirmemiz mümkün bile değil. Bunlar yetmediyse bir kötü haber daha verelim Böyle bir patlamanın ne zaman oluşacağına dair pek bir fikrimiz yok. Ve oluştuğunda, uzaydaki binden fazla uydunun tamamını etkileyerek dünyayı 1 trilyon dolara yakın bir zarara Güneş patlamalarını tahmin etmeye yönelik sistemler geliştirmeye çalışıyor olduğunu da ekleyelim; fakat şimdilik elimizde çok ciddi bir bilgi birikimi maalesef yok. Umalım ki böyle bir olay, biz en azından kısmen de olsa hazır olana kadar yaşanmasın... , Güneş bir saniyeliğine yok olsaydı neler olacağını hiç düşünmüş müydünüz? Eğer sadece "gözükmemesi" durumundan bahsedersek, çok fazla bir şey olmuyor. Aynı tutulmalarda olduğu gibi bir saniyeliğine karanlıkta kalıyoruz ve sonra yaşam normal bir şekilde devam ediyor. Ancak "yok olmak" veya "varlığının kaybolması" durumundan bahsedersek, olay çok farklı boyutlara ulaşabiliyor. Güneş sistemimizdeki gezegenlerin ve pek çok diğer cismin yörüngeleri, yer çekiminin etkisi ile sürekli güneşe doğru yapılan bir ivme ile oluşuyor. Örneğin Dünya, Güneş etrafında ortalamadasaniyede 30 kilometre hız ile dönmekte. Tabii ki bu hız, güneşe ne kadar yakın ve uzak olduğumuza göre yörüngemiz daireselden ziyade eliptik bir şekilden oluşuyor değişiklikler göstermekte. Güneşin bu denklemden çıkması ile beraber, Güneş sistemi üzerindeki cisimler ve gezegenlere etkiyen çekim etkileri de ortadan kalkmış oluyor. Bu yüzden de bu cisimler dairesel bir yörüngede hızlanmak yerine, doğrusal bir çizgide sabit bir hız ile ilerlemeye başlıyorlar. En başta bu durum da büyük bir sorun gibi gözükmeyebilir. Ancak Güneş sistemindeki her gezegen, kuyruklu yıldız, asteroid ve toz bulutunun birbirlerinden ayrı olarak hareket etmesi nedeniyle, Güneş'in etkisi geri geldiğinde her bir objenin yörüngesi değişiklik gösteriyor. Bazı objeler Güneş'e daha yakın bir yörüngeye sahip olurken, bazıları daha uzaktan dönmeye başlıyorlar. Bu da pek çok objenin kararsız yörüngelere sahip olmalarına ve çekim kuvvetindeki küçük bir artışın bu objeleri küçük bir şekilde itmesine ve zaman içerisinde bazı objelerin Güneş sisteminden veya diğer objelerin yörüngelerinden tamamen çıkmalarına ve başka yörüngelere sahip olmalarına sebep olabiliyor. Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında ise, Güneş'in anlık olarak yok olması aynı zamanda onun koruyucu manyetik alanının da Güneş sisteminin çevresinden ayrılmasına sebep oluyor. "Heliosheath" olarak adlandırılan bu alan, bizleri Güneş sistemi dışarısından gelen pek çok ışıma ve parça etkilerinden korumakta. Heliosheath'in bir saniyeliğine yok olması ile bütün bu ışıma Güneş sistemine bir giriş kazanıyor. Işık hızında bile hareket ederken bu ışıma çok fazla yol almayacaktır, sonuç olarak ışığın Güneş'ten bize ulaşması yaklaşık olarak 8 dakika alıyor ve heliosphere'ın dış sınırları yaklaşık olarak 84 kat daha uzakta bulunuyor. Güneşin koruması tekrar devreye girdikten sonra, içeri giren ışımaları saptırmak için pek bir şey yapamayacaktır ve ışımanın büyük bir kısmı muhtemelen bize ulaşacaktır. Güneş sadece bir saniyeliğine yok olsaydı, neler olurdu hiç düşündünüz mü?Güneş bir saniyeliğine yok olsaydı neler olacağını hiç düşünmüş müydünüz? Eğer sadece “gözükmemesi” durumundan bahsedersek, çok fazla bir şey olmuyor. Aynı tutulmalarda olduğu gibi bir saniyeliğine karanlıkta kalıyoruz ve sonra yaşam normal bir şekilde devam ediyor. Ancak “yok olmak” veya “varlığının kaybolması” durumundan bahsedersek, olay çok farklı boyutlara sistemimizdeki gezegenlerin ve pek çok diğer cismin yörüngeleri, yer çekiminin etkisi ile sürekli güneşe doğru yapılan bir ivme ile oluşuyor. Örneğin Dünya, Güneş etrafında ortalamada saniyede 30 kilometre hız ile d… Güneş 1 saniye yok olsa... dünyamızı aydınlatan, hayat veren, karşısında saatlerce yatıp bronzlaştığımız güneş ışığının yaşı 10 bin ila 50 milyon arasındadır. yani şu anda çevrenizi aydınlatmakta olan güneş ışığı güneş'in merkezinde 50 milyon yıl önce oluşmuştu. bizlere okulda güneş ışığının dünya'ya 8 dakikada ulaştığı öğretilmişti. hatta güneş bir anda ortadan yok olsa biz bunu 8 dakika sonra fark edebilirdik falan diye duymuşsunuzdur. evet, bu bilgiler doğrudur. 8 dakikalık süre, ışığın güneş'in yüzeyinden dünyamıza ulaşma süresidir fakat güneş ışığının kaynağı güneş'in çekirdeğindeki füzyon merkezinde madde o kadar sıkışmış haldedir ki, reaksiyon sonucunda ortaya çıkan ışığın, güneş'in merkezinden yola çıkıp yüzeyine ulaşması 50 milyon yıla kadar uzamaktadır. milyonlarca yıl boyunca ışık, bu sıkışık haldeki madde içerisinde hapsolur ve dışarı çıkamaz. eğer ışık merkezden normal şekilde, saniyede 300 bin kilometre hızla doğrusal olarak hareket ederek çıkmayı başarabilseydi, güneş'in 695,000 kilometre olan çapını düşündüğümüzde yüzeyine ulaşabilmesi sadece 2 saniye alırdı ama ışık güneş'in çekirdeğindeki bu yoğun ve sıkışık madde denizi içerisinde atomlara çarpa çarpa yolunu şu şekilde sürekli değiştirerek ilerlediği için direkt olarak düz şekilde güneş'ten çıkması mümkün olmuyor bilindiği gibi ışık hızı saniyede 300 bin kilometredir ama güneş'in merkezindeki madde yoğunluğu sebebiyle bu hız saniyede santimetreye kadar düşer ve bunun sonucunda dünyamıza ulaşması 50 milyon yıla kadar çevrenize baktığınızda o ışığın güneş'in merkezindeki nükleer reaksiyonlar sonucu milyonlarca yıl önce oluştuğunu bilmek bizim için pek bir değişiklik yaratmasa bile hayata ve evrene bakış açımıza bir şeyler Güneş'in Saniyede Milyar Kg Kütle Kaybetmesi Öncelikle müsterih olun, bu hiçbir zaman olmayacak. Dünyanın bir kütlesi var, tıpkı her madde gibi. Kütle çekim sahibi olmasa, kütlesi de olmazdı, yani hiçbir zaman var de bu durum üzerine durup düşünebiliriz. Tüm fiziği bir kenara koyup hayal edelim, bir şalteri indirdik ve Dünya’nın yerçekimi bir anda yok oldu. Ne olurdu?Herşeyin ağırlıksız biçimde uzayda süzüleceğini farkedip, bu deneyimden heyecan duyduysanız, durup tekrar atmosferimizin Dünya’da kalmasının sebebi yerçekimidir. Dolayısıyla, düğmeye basıp yerçekimini kapattığımızda, atmosfer uzaya savrulup yok olacaktır. Sonrasında okyanuslar, masanız, telefonunuz ve kalan her şey, siz de dahil, yavaşça uzaya savrulur ve önce yavaş, sonra daha hızlı bir şekilde ondan sizin şöyle bir avantajınız var, tüm olumsuz koşullara rağmen atmosfer yok, sular gitti, tüm yiyecekleriniz de Dünya’ya tutunmaya çalışabilirsiniz. Üstelik bunun için çok az bir kuvvet yeterli olacak. Ama burada da bir sorun var, çünkü dünyamızı bir arada tutan da, onun kütle çekimi. Dolayısıyla Dünyamız da parçalara ayrılıp uzayda süzülmek durup herşeyin uzaya doğru savrulması üzerine düşünelim. Aslında benzer savrulmayı her gün halindeki bir araç fren yaptığında öne doğru, hızlandığında arkaya doğru kuvvet hissediyoruz, araç viraj aldığında da aksi yönde savruluyoruz. Bu hareketler ivmeli hareket örnekleridir ve etkisi de kütle çekim kuvvetiyle çok otomobil kazasında sizi ön camdan fırlatan etken, ivmenin yol açtığı g kuvvetidir. Ne kadar güçlü ve dikkatli biri olursanız olun, bu kuvvetin sizi savunmasından bir yerlere tutunarak kurtulamazsınız. Otomobil kullanmak “ciddi bir iş”tir. Dünya’da her yıl 1 milyon insan nükleer santral kazalarında değil, otomobil kazalarında Einstein da benzer bir akıl yürütmeyle kütle çekim ile ivmeli hareketin eşdeğer olduğunu söylemiştir. Şöyle düşünelim, ayaklarınızın altında bir tartı var ve bir roketin içindesiniz. Roket havalanırken ivmesi öyle akıllılıkla ayarlansın ki, uzaya çıktığınızda bile ağırlığınız size etki eden kütle çekim kuvveti değişmesin. Bu mümkün mü? Pek tabi mümkün. Dünyadan uzaklaşırken, yani yerçekimi daha az hissedilirken, rokettin yukarı doğru ivmelenmesini bunu telafi edecek biçimde başındaki senaryoda bir şalteri indirerek kütle çekimini yok ettik. Şimdi de Dünya’yı durduralım, ne olurdu? Yine üzerindeki herşeyle birlikte uzaya savrulacağımızı söyleyebiliriz. Tıpkı fren yapan, hızlanan veya viraj alan bir araçta hissettiğimiz ile ivmeli hareket arasındaki bu derin bağlantıyı yorumlamak, Einstein’ı genel görelilik kuramına götüren yoldu. Ancak o ayrı ve uzun bir hikaye. Merak edenler özel görelilikle ilgili yazı dizimizi ve Brian Greene’in Evrenin Zarafeti kitabının üçüncü bölümünü BulutYararlanılan Kaynaklar kozmik Anafor/ Özel Görelilik 1- Referans Sistemleri’ yazısı. Evrenin Zarafeti/ Brian Green Evrenin Dokusu/ Brian Green

güneş bir anda yok olsa