Türkiye’nin ilk kadın yönetmeni Cahide Sonku’dur (1919-1981). Ruken Öztürk, Nuran Şener, Feyturiye Esen, Bilge Olgaç, Birsen Kaya, Lale Oraloğlu ve Türkan Şoray. Tiyatronun içinde olan ya da ilgi duyanların bildiği en büyük sorunlardan biri, yeterince kadın oyunu yazılmamış olmasıdır. Tiyatro tarihi boyunca yazılmış 2018’de prömiyer yapmış 5 çarpıcı tiyatro oyunu. 2008 yılından beri terk edilmiş bir halde başına gelecekleri bekleyen Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkımı, Barış Atay’ın oynadığı Kadıköy Emek Tiyatrosu’nun Sadece Diktatör oyununun yasaklandığı haberi ile başladığımız 2018 yılında tiyatro yine de 2days agoSabah çilek tarlasında akşam tiyatro provasında. Kurslara çocuklarıyla birlikte gelen kadınlar, çiftlikte istedikleri alanda eğitim alabiliyor. Çocuklar için de eğitim alanlarının KocasınıPişiren Kadın oyununun tiyatro biletleri satışta. Kocasını Pişiren Kadın oyununu izlemek ve Kocasını Pişiren Kadın oyununa ait tiyatro biletini gişede sıra beklemeden satın almak için hemen tıkla! Kocasını Pişiren Kadın oyununun tiyatro biletini almanın en kolay yolu Biletinial.com. Hafta içi 100 TL ve üzeri alışveriş yapan TEB kredi kartı ve banka kartı Zeus. Kare ve çengel bulmacada sorulan 'Kadın Sinema Ya Da Tiyatro Oyuncusu' sorusunun yanıtı 6 harfli dir ve cevaba ise Aktris yazabilirsiniz. Aktris kelimesinin eş anlamlıları.. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba Aktör yazabilirsiniz. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 6 harfli ise cevaba Oyuncu yazabilirsiniz. bsVqK. BURSA ARENA / Haber Merkezi Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde Merinos AKKM sahnelenen, Savaş Özdural'ın yönettiği ve ünlü isimleri yer aldığı Kadın Aklı, Erkek Aklı’ adlı tiyatro oyunu, Bursalı sanatseverlerle buluştu. Olaylara erkeklerin ve kadınların gözünden bakarak yorumlayan, konuşurken güldürmeye devam eden Kadın Aklı, Erkek Aklı’ adlı tiyatro oyunu, Merinos AKKM Orhangazi Salonu’nda sahne aldı. Saba Tümer, Yosi Mizrahi, Aysun Metiner, Fatih Gülnar, Pelin Turancı ve Savaş Özdural sahnede bir araya geldiği oyunda, Bursalıları kahkahaya boğdu. İki perdelik oyunda kadın ve erkeklerin farklı dilleri kullandığı, nasıl anlaşabildikleri esprili bir dille anlatıldı. saat süren oyun sonunda oyuncular Bursalı sanatseverler tarafından uzun süre alkışlandı. Haberler > Mutlaka İzlemeniz Gereken Birbirinden Güzel 16 Tiyatro Oyunu - 1151 - 1804 'Hangi oyunları mutlaka izlemeliyim?' diye düşünüyorsanız, bu oyunları gördüğünüz anda bilet almaya çalışın! 1. İstibdat Kumpanyası & Tiyatro İstanbul Tiyatro İstanbulEfendim, yüz otuz üç yıl önce kurdular bizim tiyatromuzu... Kurdular diyorum, zira başkaları kurdu... Bizim memleketin tabiatıdır ne de olsa, bir şeyler önce kurulur, sonra lüzumsuz denilip kapatılır, sonra lüzumlu olduğu anlaşılır ve yeniden kurulur. Bizimkisi de buna benzer bir hikaye işte...Osmanlı Döneminde geçen ve padişahı tahttan indirmek için tiyatroyu kullanmak isteyen Şerif Paşa'nın; tiyatroların yakılıp yıkıldığı bir dönemde tiyatro yapma çabası 130 dakikada konu edinilir. Yazan Uğur Saatçi - Yöneten Barış ErdenkOyuncular Levent Üzümcü, Sabri Özmener, Sibel Erdenk, Ahmet Burak Bacinoğlu, Erşan Utku Ölmez, Uğur Uzunel, İlknur Güneş, Aydın Sezgin, Serhat Barış, Levent Çimen. 2. Bir Delinin Hatıra Defteri & Erdal Beşikçioğlu Tatbikat SahnesiHikaye Çar 1. Nikolay'ın baskıcı devrinde yaşamış küçük bir devlet memurunun hayatı üzerine merkezlenir. Günlük formatında yazılan hikaye, baş kahraman Popriçin'in deliliğe doğru gidişini anlatır. Yaşadığı sıkıcı ve tekdüze hayata bir de müdürünün kızına duyduğu aşk eklenince içinde bulunduğu girdap iyice büyür. Aksenti ivanoviç Popçirin'in baskıcı sistemde boyun eğmeme çabaları ve yaşadığı psikolojik gel-gitler kendisini İspanya Kralı sanmasına kadar devam eder ve akıl hastanesine kapatılmasıyla son Beşikçioğlu'nun 75 dakikada bambaşka bir biçimde uyarlayıp sahneye koyduğu bu oyunu mutlaka izlemelisiniz. Yazan Nikolay Vasilyeviç Gogol - Uyarlayan ve Yöneten Cem EmülerOynayan Erdal Beşikçioğlu 3. Shirley & Tedbil-i Mekan Tebdil-i MekanÇekilmez hayatını mizah yoluyla eğlenceli hale getirmeye çalışan 42 yaşındaki Shirley bir zamanlar hayalleri, tutkuları, umutları olan bir kadındır. Toplumun ona yüklediği rollerin hepsini yerine getirmiş; çocuklarını büyütmüş, hayatını kocası ve çocuklarına adamış ancak kimseyi memnun edememiştir. Her günün birbirini tekrar ettiği, gençlik düşlerinden gün be gün daha da uzaklaştığı bu monoton hayatın içinde sıkışıp kalan Shirley, dertlerini, hayallerini, korkularını sadece mutfağın duvarıyla paylaşmaktadır. Bir gün duvar dışındaki tek arkadaşı Jane ona bir tatil hediye eder. Bu seyahat onun için yalnızca rotası Bodrum’a çevrilmiş bir tatil anısı olarak kalmayacak, ruhunun yeniden dirilip kim olduğunu hatırladığı macera dolu bir yolculuğa dönüşecektir. 105 dakika içerisine hem günlük sorunlar hem de günlük sorunlar içerisindeki kadının yerinin anlatılması açısından mutlaka izlenilmesi gereken bir Willy Russell - Çeviren Evren ErcanYöneten ve Oynayan Sumru Yavrucuk 4. Kuşlar & Semaver Kumpanya Semaver KumpanyaAristofanes’in en bilinen oyunu ve dünya klasiklerinin en önemli eserlerinden biri olan olan “Kuşlar”, yazıldığı günden bu yana 2500 yıl geçmesine rağmen hem geçmişe hem de günümüze ışık tutmaya devam ediyor. Oyun, Atina devletinde yaşayan iki arkadaşın savaşlardan, adaletsizliklerden ve yönetimin keyfi tutumlarından bezerek, kendilerine yeni bir yurt aramalarıyla başlar. Ancak, bir ütopyanın peşine düşen iki arkadaş, hayalini kurdukları yeni düzende, kendi kaçtıkları tuzaklara düşmekten kurtulamazlar. Bir ütopya peşine düşen iki arkadaşın bu peşlerine düştükleri yolda karşılaştıkları tuzaklara 130 dakikada seyirciyi de dahil Aristofanes - Uyarlayan Yavuz Pekman - Yöneten Volkan M. SarıözOyuncular Cansu Saka, Ezgi Ulusoy, Gözde Şencan, Güliz Gündüz, Hakan Atalay, İbrahim Barulay, Merve Dizdar, Mustafa Kırantepe, Onur Yalçınkaya, Rojhat Özsoy, Saniye Samra, Sarp Aydınoğlu, Serkan Keskin, Sezin Bozacı, Sibel Altan, Uğur Senkeri. 5. Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi & Talimhane Tiyatrosu Talimhane Tiyatrosuİnsan tacirlerinin eline düşüp pasaportları ellerinden alınıp, evlerde kilitli tutularak fuhuşa zorlanan yüzlerce kadından yalnızca biri Dıjına. Bize kendini zaman zaman dayanılması güç bir gerçeklik ve ironi ile anlatıyor. Talimhane Tiyatrosu, oyunu insan kaçakçılığında ne yazık ki önemli bir merkez olan ülkemize dakika içerisinde zorla fuhuşa zorlanan kadınların hikayelirinin gerçekliğini içinizde hissedeceğiniz ve bunu hem ironik hem de gerçekçi bir dille anlatan bir oyundur. Yazar Lucy Kirkwood - Yönetmen Mehmet ErgenOyuncular Esra Bezen Bilgin, Güliz Gençoğlu 6. Toz & ID İletişim Oyun; Handan’ın başından geçenleri çocukluk-gençlik ve şimdiki zamanı olarak ele alınması ile birlikte annesi, babası, babaannesi ve halasına da değinilerek anlatılmasından oluşur. Toz aslında hayat içerisinde içi git gide un ufak olmuş bir kadının hikâyesidir. Handan buruk ancak umudunu hala sıkıca tutan bir kadındır. Tiyatroda Zerrin Tekindor'a tekrardan hayran olmaya ve Tekindor'un hiçbir anını kaçırmamak için göz bile kırpmak istemeyeceğiniz 60 dakika hazırsanız Toz'a mutlaka Murathan Mahmut YazıcıoğluYönetmen Hira Tekindor Oyuncu Zerrin Tekindor 7. Pencere & Oyun Atölyesi Pencere oyunu için yapılabilecek birçok yorumdan biriside kesinlikle 130 dakikanın su gibi akıp gittiğidir. Tiyatroda; Tom ve Kyra isimli iki eski sevgilinin 3 yıl aradan sonra tekrardan bir araya gelip, geçmişe dair yaptıkları sohbetler ve ilişkideki iki ayrı insanında aynı olayı kendi bakışıcılarıyla değerlendirmeleri konu ediniliyor. Oyunun en güzel yanlarından biri, oyuncular sahnede performans sergilerken seyircinin de sanki oyundan birisiymiş, Tom ve Kyra’yı gerçekten de bir pencereden izliyormuş gibi hissetmesidir. Bir diğer güzel yanı ise konunun çok derin gibi durmasa da detaylarında barındırdığı incelikler David HareÇeviren Haluk BilginerYönetmen Birkan UzOyuncular Haluk Bilginer, Esra Bezen Bilgin, Fatih Berk Şahin 8. Hakikat Elbet Bir Gün & D22 Hakikat Elbet Bir Gün için ilk olarak şunu söyleyebilirim ki bu oyundan çıktıktan sonra artık bazı şeyler sizin için öncekinden çok daha farklı olacak. Dekorundan senaryosuna, ışığından müziğine, konusundan oyunculuğuna her şey başlı başına çok iyi ve çok özgün. Tiyatro; sarı renginin yasaklandığı, haber ağlarının birer kuklaya dönüştüğü distopik bir evrende geçer. Ancak oyun bunun da ötesindedir. Bütün değer ve doğruların değiştiği “uzak” ama aslında çok yakın olan bir evrende geçen 100 dakikalık bir tiyatrodur. Öyle ki eğer oyunu izlerken hiçbir diyaloğu unutmamak için hepsini tekrar ediyorsanız garipsemeyin çünkü bu oyunu izlerken insan Hakikat Elbet Bir Gün’ü aklına sapsarı harflerle kazımak Berkay AteşYönetmen Serkan SalihoğluDekor/ Işık Tasarım Cem YılmazerHareket Tasarımı Gizem ErdenOyuncular Berkay Ateş, Gizem Erdem, Seda Türkmen, Emir Çubukçu, Can Kulan. 9. Bir Baba Hamlet & Baba Sahne Oyun; birisi Shakespeare ve tiyatro sevdalısı diğeri ise müzikal yapma isteğiyle yanıp tutuşan iki “sanatçının” zıtlıkları üzerine doğan çelişkiden oluşur. Oyuncu olan kişi ısrarla Hamlet’i sahneye koymaya çalışırken diğer kişi ise bu oyunu sürekli bir müzikale çevirmeye çalışır ve bu durumda komikliklerin meydana gelmesine neden olur. Tiyatronun en güzel yanlarından biri ise “Çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda” cümlesi üzerinden günümüz Türkiye’sine dair trajikomik izler taşıyor olmasıdır. Bir diğer güzel yanı ise çok bilinen ve defalarca aynı biçimde sahnelenmiş olan Hamlet oyununu, özünden koparılmadan 120 dakikada bambaşka bir hale Sebastian SiedelÇeviren Yücel ErtenYönetmen Emrah ErenOyuncular Şevket Çoruh, Günay Karacaoğlu. 10. Evlat Evlat temelinde bir çocuk-ebeveyn ilişkisini anlatan bir oyun olsa da aslınsa bu tiyatro bir “olamama” hikâyesidir. Baba olamama, anne olmama, evlat, abi olamama halidir. 110 dakikalık bu oyunda, oyuncuların son derece gerçeğe yakın performansları ile birlikte “Evlat” size tamamıyla sahne üzerinde hakikati deneyimlemeyi sağlıyor. Hikâyede konu edinilen olaylar ve acı o kadar gerçek bir yerden ele alınıyor ki bu acılar ve konu sizin de içinize Florian ZellerÇeviren Hira TekindorYönetmen İbrahim ÇiçekYapımcı Nisa Ceren ÖzertenOyuncular Onur Saylak, Cem Yiğit Üzümoğlu, Sezin Akbaşoğulları, Şükran Ovalı, Esra Bağışgil ve Burakcan Doğan. 11. Lâl Hayal & BKM Songül Öden’in 70 dakika boyunca farklı yaş, statü ve coğrafyalardan yedi tane kadına hayat verdiği bir oyundur. Songül Öden, 16 yaşında hip-hop’çu bir geç kızdan, 70 yaşındaki bir Nişantaşı hanımefendisine kadar tam 7 tane kadını tek bir bedende canlandırır. Müzikler ve ışıklar yardımıyla da bambaşka bir hava katılan bu oyunda birbirinden tamamen farklı olarak görünen her bir kadının aslında özünde ne kadar bezer, hatta nerdeyse aynı olduğuna da değinilir. Lâl Hayal her birimizin belki etrafından, belki de kendisinden bildiği 7 kadının hikâyesidir. Yazan Sevilay Saral, İbrahim Çiçek Proje Tasarımı Songül Öden Yönetmen Ezel Akay Oyuncu Songül Öden 12. Sevgili Arzız ölüm- Dirmit & Tiyatro Hemhâl Nezaket Erden tarafından Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm isimli kitabından uyarlanan bu oyunda; köyden kente göç eden ve burada kalıplara sığmayan Dirmit’in ailesi tarafından şehirden korunma çabası konu edinilir. Dirmit bir yandan annesinin batıl inançlarıyla bir yandan da abilerinin ataerkillikleriyle mücadele eder. Bu oyunda Dirmit’in önüne koyulan engellere rağmen yine de meraklarının peşinden giderek tutunacak bir dal, keşfedecek bir konu bulma hikâyesidir. Dirmit’in durmamasının verdiği o umut ama yaşadıklarının verdiği bir hüzün ile oyun sonlanır. Son derece sade bir dekor ve dev bir oyunculuk ile de 85 dakikalık bu oyun seyir zevki yüksek bir şekilde Latife TekinUyarlayan Nezaket Erden, Hakan Emre ÜnalYönetmen Hakan Emre ÜnalOyuncu Nezaket Erden 13. Şahdamarım- Ahmed Arif & Dostlar Tiyatrosu Türk Edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Ahmed Arif’in şiirleri Genco Erkal’ın seslendirmesi ve oyunculuğuyla yeni bir şekle bürünüyor. Bir yandan Ahmed Arif’in şiirleri bir yandan da Genco Erkal’a eşlik eden Ercan-Gökhan Çağıran’ın müzikleri eşliğinde oyun bambaşka bir hal alıyor. Ahmed Arif’in sevdasını ve kavgasını daha iyi anlamak ve sahnede Genco Erkal’ın oyunluğunu izlemek için bile bu oyuna gidilmeli. Ayrıca bu oyun Ahmed Arif’in ölümünün 30. yılı anısına Genco Erkal tarafından uyarlanıp, yönetilen 75 dakikalık bir tiyatrodur. Uyarlayan Genco Erkal Yönetmen Genco ErkalOyuncu Genco Erkal 14. Erkek Aklı "Oksimoron" & Tiyatro Yeniden Oyunda evlilik arifesinde iki hafta ara bahanesiyle terk edilen ve bu ayrılık sonucunda kadın-erkek ilişkilerine kafa yormaya başlayan Semih konu edilir. Emre Karayel tarafından canlandırılan Semih karakteri sayesinde seyirci adeta 75 dakikalık interaktif bir stand-up izliyormuş gibi hissedecek. Oksimoron iki zıtlığın getirdiği komik durumlardan meydana gelen bir oyundur. Yazan Robert DubacÇeviren Özge KayakutluUyarlayan Zeki Enes Akkan Oyuncu Emre Karayel 15. Bütün Çılgınlar Sever Beni & Moda Sahnesi Oyunda, kontrolünü kaybetmiş ve paranoyak hislerle Yosif’in eşinin sadakatini test etmek için yakın arkadaşı Angel’dan eşi Maria’yı oyundaki tabiriyle baştan çıkarmasını talep eder. Yosif’in paranoyak ve şımarık halleriyle birlikte Angel ve Maria’nın içine sürüklendiği bu absürt durum ile oyun trajik-komik bir hal alıyor. Oyuncu kadrosunu Mert Fırat, Öznür Serçeler ve Çağlar Yalçınkaya’nın oluşturduğu bu oyun 80 dakika içerisinde seyirciyi güldürüp, eğlendirmeyi gayet iyi başarıyor. Yazan Stefan TsanevÇeviren Hüseyin Mevsim Yönetmen Kemal AydoğanOyuncular Mert Fırat, Öznur Serçeler ve Çağlar Yalçınkaya 16. Eylül & SFRPZTF Uğur Kanbay tarafından yazılıp yönetilen bu oyun, birçok trans kadının hikayelerinden derlenmiş bir tiyatrodur. Oyun; 28 yaşında Eylül adındaki trans bir kadının başından geçenleri tek odalı bir evde, başından geçen olayları sanki seyirciyle dertleşirmişçesine anlatmasını konu edinir. Her gün haberlerde ya da gazetelerin rastladığımız ama kimimizin görmezden geldiği kimimizinse gördüğünü sandığı bu insanların hayatı gayet sade, acıtsanyona yer verilmeden anlatılıyor. Eylül, 110 dakikada güldürmenin yanı sıra seyredenlerin yüreğine kocaman bir yumruk indirip oyunu sonlandırıyor. hem oyunun konusu hem de Uğur Kanbay'ın mükemmel oyunculuğunu izlemek için mutlaka gitmelisiniz. Yazan Uğur KanbayYönetmen Uğur KanbayOyuncu Uğur Kanbay Tiyatrocu yazar Hale Canat, Diyarbakır annelerinin sürdürdüğü destansı direnişi tek kişilik tiyatro oyunuyla sahneye alıyor. Sanatçı, “Provaları yaparken dayanamayıp ağlamaya başlıyorum” dedi. Çocuklarının terör örgütü PKK mensupları tarafından dağa kaçırıldığı iddiasıyla 3 Eylül 2019'da farklı kentlerden Diyarbakır'a gelerek HDP il binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin evlat nöbeti devam ediyor. 1070 gündür evladına kavuşmayı bekleyen ailelerden kimilerinin çocukları döndü, kimileri ise hala bekleyişini sürdürüyor. Evlat nöbetindeki ailelerin feryatları PKK ve HDP'yi titretirken, tiyatrocu yazar Hale Canat da bu çığlığa kayıtsız kalmayanlardan biri oldu. Canat, Diyarbakır anneleri için tek kişilik bir oyun kaleme aldı. “Hasan Gelmedi” isimli oyun, dağa kaçırılan çocuklar arasında yaşı en küçük olan Hasan isimli çocuğu merkeze alıyor. 'Hasan Gelmedi' dağa kaçırılanlardan yaşı en küçük olanı merkezine alıyor Yaklaşık doksan dakikalık oyunda, Hasan’ı bekleyip onu vatan hainlerinin elinden kurtarmaya çalışıyor. Zaman zaman anlatının da yer aldığı oyunda, başta Hacire Ana olmak üzere beş anne karakteri var. "Bu oyunda olanlar gerçek, dram ağırlık tek kişilik bir oyun" Oyuna dair konuşan Canat, "Tiyatronun etkili metin dilini en iyi şekilde kullanmaya çalıştım, hayali bir kalem ele almadım bu oyunda olaylar gerçek, oyun gerçek. Dram ağırlıklı tek kişilik bir oyun, hüzün elbette var." dedi. "Elimdeki en etkili taş kalemim olduğu için bu oyunu oynamaya karar verdim" Yeni Şafak'tan Sevda Dursun'un haberine göre açıklamasına devam eden Hale Canat, böyle bir tiyatro oyunu yazmasını şu sözlerle açıklayarak devam ettirdi “Neden bu feryatlar sanki bir siyaset malzemesi gibi algılanıyor? Acının siyaseti olabilir mi? El- vicdan dedim hayretle. Ben tiyatronun mutfağında büyümüşüm, gerek kalemim gerek oyunculuğum bu mutfağın, yani tiyatro sanatının ürünü. Herkes elindeki taşı vatanını korumak için atacak! Hacire Akar ananın elindeki taşı Diyarbakır HDP binasının camlarına atacak yüreği var. Ben de bu vatanın evladıyım, bu vatanda yaşayan bir anneyim, bir taş da ben atayım istedim. Elimdeki en etkili taş kalemim olduğu için bu oyunu yazıp, oynamaya karar verdim. Bu düşünceme fikir ve kalem desteğinde bulunan Esra Elönü’ ye çok teşekkür ediyorum.” Elönü paylaştı Dağa kaçırılan 9 yaşındaki çocuğun kalbiyle kaleme aldı Öte yandan gazeteci Esra Elönü, Hale Canat'ın kaleme aldığı 'Hasan Gelmedi'yle ilgili bir paylaşım yaptı. Twitter'dan oyunla ilgili paylaşım yapan Elönü, "Tiyatrocu yazar Hale Canat. Diyarbakır Annelerinin dağdan evlatlarını teker teker alma mücadelesini sahneye koyacak. PKK tarafından Dağa kaçırılan dokuz yaşındaki çocuğun kalbiyle kaleme aldığını söylüyor . Oyunun adı 'Hasan Gelmedi'. dedi. tiyatro özgürlüktür, sahnede istediğiniz karaktere ya da şeye odaklanabilirsiniz, dekordaki küçük bir ayrıntıyı fark eder mutlu olursunuz ya da ilginizi çeker o ayrıntı. çok oyunculu oyunlarda sahnenin her yerinde başka bir oyun oynanır aslında, hepsinden ayrı ayrı keyif almaya bir şeyler öğrenmeye çalışırsınız. bu anlamıyla seyirci olarak sınırsız bir özgürlüğünüz ise yönetmene bağımlılıktır. yönetmen size ne göstermek isterse onu görür, onu hissedersiniz. neye odaklanman gerektiğini, hangi sahnede ne hissetmen gerektiğini, sahnelerdeki hangi ayrıntılara dikkat etmen gerektiğini yönetmen ya da senarist belirler her zaman. kısaca sinema daha kısıtlı bir ortam sunar oyuncu bazlıdır, basit bir konu üst düzey bir performans ile olağanüstü yerlere gelebilir, sinema ise daha çok senaryo bazlıdır, senaryo kötü ise oyuncu ya da yönetmen ne kadar iyi olsa da bir şey popüler kültürdür tüketilir ve biter, tiyatro ise sürekli beslenilen, zaman kaygısı olmayan eserlerin bulunduğu bir daha soyut, derinlikli konuları işler; daha çok insana hissettirdikleri ya da düşündürdükleri ile ön plana çıkar; sinema ise özgün örnekler olsa da daha düzdür, daha daha çok görsel efektler destekli olabilse de tiyatro hayal gücünden destek alması ile bir adım öne çıkar, bu yönü ile seyirciye sınırsız görsellik için kesinlikle eğitim gereklidir, herkes tiyatro yapamaz, diğeri için böyle bir zorunluluk olarak binlerce yıllık tiyatro yüz yıllık sinema karşısında her zaman kapsama rolündedir. sinema'da film izlerken abur cubur her şeyi yiyip içebilirsiniz, tiyatro'da oyun izlerken ise böyle bir lüksünüz yoktur. sıkıyorsa patlamış mısır yiyin de * görün asıl tiyatroyu. bkz ekşi sözlük gece tayfasının aşermesi tiyatro yetenekli, eğitimli, azimli, çalışkan insanların işidir. sinemada ise bir kalası bile oynatabilirsin. tiyatroda size bir şeyi hissettirebilmek için olağanüstü çabalar gösterilir. sinemada bir şeyi hissetmenize gerek bile yoktur çoğu zaman. tiyatroda bir eseri ortaya çıkarmak için aylarca çaba sarf edilir. her saniyesi emektir, dökülen terdir. sinemada bu kadar komplike bir iş yoktur. tiyatroda yetenek konuşur. sinemada fizik konuşur. güzelsen, yakışıklıysan bir kütük kadar yetenekli olsan bile o rolü oynayabilirsin. tiyatroda yapılan ufacık bir hata oyunu mahvedebilir. sahnede iken saatlercr hatasız, full konsantre oynaman gerekir. yeri gelir üç saatlik oyunda oynarsın ve sigarasız yarım saat duramayan insan o sigarayı o stres ve omuzlarındaki yüke rağmen aramaz bile. sinemada aynı sahneyi bir milyon kez çekip, seyirciye kakalayabilirsin. tiyatroda olanı görürsünüz. ne kadar karmaşık ve zor olursa olsun o size hissettirilmeye önünüze bolca efekt ve hile eklenir. montaj falan yapılır. halbuki tiyatroda montaj lüksü yoktur. tiyatroda ağlaman gerekirse ağlarsın, terlemen gerekirse terlersin. sinemada hepsinin bi formülü vardır. iki küçük hileyle size aslında olmayan bir şeyi gösteriverirler. sinema her haliyle daha kolaydır. tiyatro ise gönül oyuncularının çoğu bunu para kazanmak için yapar. tiyatro oyuncusu ise aşkı için. çünkü tiyatro oyuncusu olmak gerçekten aşk olmadan çekilecek çile değildir. bu kadar emek, bu kadar çaba öylesine harcanamaz. ha unutmadan, tiyatro yetenek işidir. bu yüzden mankenden bozma oyuncular bile tiyatro yapabilmek için bu kadar heveslidir. tiyatro sahnesi oyunculuğun er meydanıdır. oraya çıkmadan rüştünü ispat edemezsin. bunu da herkes bilir. sinemada izleyici yönetmenin gözünden sahneyi takip eder... tiyatroda ise kendi gözüyle sahneyi takip maksimum keyif alabilmek için iyi bir tiyatro izleyicisi olmak, gözü ehlileştirmek birer karşılaştırma aslında bu... ikisi kıyas edilir şeyler değil zira... birinde sanat yaparsın diğerinde para. tabiki tiyatro ama ulaşılması zor olunca sinemaya akıyoruz oysakı tiyatrodaki hazzı sinemada almassınız tiyatro! sinemayı seçmek için sebep bulamıyorum tiyatro için shakespeare'i sinema için de 2. sınıf rts öğrencisini baz alan arkadaşların, tiyatro mikemmelmikemmel sinema bobiler kültürün yasak meyvesi falan havasında cevap verdiği mukayese. anlatım için diller ve oyunculuk tarzları farklı olan iki alan. sinema nispeten genç olduğu için bugüne kadar oyunculuk anlamında tiyatrodan beslendi. fakat artık kurulan akademiler ile yolları ayırıyorlar. her iki disiplin de temelinde edebiyattan yani masalcılıktan yola çıkarak bu hâle gelmiştir. anlatımdan, anlatma isteğinden meydana gelmiştir. yönetmen ikisinde de bariz bellidir. özellikle bahsedilen sanat yönetimi. tiyatro ve sinemanın alt sınırlarına bakarsak, sinema için yanı basit bir film bile olsa bitirebilmek için belli bi tecrübeye, imkâna ihtiyaç var fakat tiyatro için -ne yazık ki- iki kişi bir araya gelip bir güldürü skeci yazıp tiyatro yaptık diyebiliyor. iki disiplini de adam akıllı kendini yetiştirip icra etmek gerekiyor. tiyatroya 40 yılda bir giderim, zaman zaman dertlenirim niye gitmiyorum tiyatroya, cahil falan mıyım acaba diye... yada tiyatroya gitmiyorum diye kötü mü hissetmeliyim kendimi? ömrümde gitmiş bulunduğum maks. 10 kez diyelim, güzeldi yani eğlendim tabi ki. ama sinema filmi daha çok uğraş verilmiş, daha çok bütçe harcanmış, daha çok emek almış vesaire gibi geliyor. sinema iyidir sinema zevk meselesidir. ikisinin de tadı farklıdır amaaa eğer oyunculuklar üzerinden bakacak olursak tiyatro açık ara öndedir. sinema denilen olayda oyunculuk falan kaldığını sanmıyorum artık. herkes oyuncu oluyor güya herkes oynuyor. tıpkı bu sesi güzel olmayanların bilgisayar ortamında gerekli düzeltmelerle şarkıcı yorumcu olarak karşımıza çıkması gibi. sinemada da bunun yapıldığına inanıyorum ama gel gelelim tiyatro öyle değil. her şey gözünün önünde capcanlı. izlersin bakarsın tartarsın biçersin... bu nedenle oyum tiyatroya... ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.

kadın sinema ya da tiyatro oyunu