BRNQOX. Arapça'da çizgi ya da bir satır yazı anlamına gelen hat sözcüğü, bugün Arap harfleriyle yazılmış güzel el yazısı karşılığı olarak kullanılmaktadır. Hat; güzel yazi sanati olup, yazarlarina hattat denir Kûfî, Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhânî, Tevkî', Icâze, Ta'lik, Divânî, Celi, Rik'a, Ma'kili dâhil, bin kadar çesidi vardi. Halicilik, kumasçilik, dericilik, ciltçilik, kitapçilik, tezhipçilik, porselencilik, kehribarcilik, mürekkepçilik, mobilya, sandalcilik da ayri birer sanat dali olarak, her sahada eserler verilen değer, bütün İslam kültürlerinde hat sanatının çok üstünde durulmasına yol açmıştır. Özellikle Osmanlı kültürü içinde hat sanatı çok ilerlemiş, işlevsel görevinin yanısıra, estetik bir düzeye yükselmiş, adeta batı resim sanatındaki tabloların yerini tutar olmuştur. Gerçek bir tablo gibi çerçevelenerek duvara asılan güzel yazı örneklerinden ünlü hattatların yapıtlarına Osmanlı tarihinde çok büyük paralar ödendiği bilinmektedir. Güzel yazı, yalnız levhalarda değil, bundan başka el yazması kitaplarda, fermanlarda, diplomalarda, cami iç ve dış duvarlarında, çeşitli yapıların yazıtlarında, mezar taşlarında, pencere kapağı ya da kapı kanadı gibi mimarlık ögelerinin üstlerinde, halı bordürlerinde, kutu, vazo, tabak gibi gündelik eşyada da sanatında yazı gelişigüzel yazılmaz, her yazı türünün kendine özgü özellikleri, inceden inceye saptanmış kuralları vardır. Tarih boyunca ünlü hat ustaları zaman zaman yazı kuralları oluşturmuşlar ve bunları saptamışlardır. Çeşitli yazı türleri birbirlerinden, harflerin büyük ya da küçük olması, biçimi, aralıkları, bazı harflerin birbirlerine bitiştirilip bitiştirilmemesi, bazı yazı işaretlerinin kullanılıp kullanılmaması gibi özellikleriyle olarak yazı sanatının ilk gelişmesi Araplar eliyle olmuştur. Bilinen ilk büyük Türk hattatı ise Amasyalı Yakut el Musta'Sami'dir 13. Yüzyıl.Hat konusunda ciddi ve kapsamlı çalışmayı Amasyalı Şeyh Hamdullah 15. Yüzyıl yapar, aklam-ı sitte, yani 6 esas yazı diye bilinen yazı türlerini, herbirinden örnekler çıkartıp yanlarına kurallarını yazarak bir murakka içinde toplar. Aynı zamanda Sultan 2. Beyazıd'ın da yazı hocası olan Şeyh Hamdullah'dan günümüze kalan en önemli yapıtlar, İstanbul Beyazıt Camii'nin cümle kapısının üstündeki yazıtla Amasya Beyazıt Camii'nin yazıtıdır. Osmanlı sanatının doruğa ulaştığı 16. yüzyılın en önemli hattatı, yazının yalnız üslubunda değil, tekniğinde de yenilikler getiren Ahmet Karahisari'dir. Altını mürekkep gibi kullanarak yazı yazmak, Altın yaldız harflerin dışını siyah çizgiyle belirlemek, harf kalınlıklarının içini çiçek motifleriyle doldurmak ilk kez onun uyguladığı yeniliklerdendir. En önemli yapıtı İstanbul Süleymaniye Camii kubbesindeki yazısıdır. Türk yazı sanatının başka bir ustası da yapıtlarıyla pekçok başka hattatı etkilemiş, 3. Ahmet ve 2. Mustafa gibi Sultanlara hocalık etmiş olan Hafız Osman'dır 17. Yüzyyl. Taş baskısıyla çoğaltılan KURAN'ları, çağında en uzak İslam ülkelerine kadar yayılmıştır. Bu yapıtlar günümüzde de yazı sanatının en değerli örneklerinden İsmail Efendi, Mustafa Rakım Efendi ve İstanbul'daki pek çok yapının yazıtını hazırlamış olan Mehmet Esad Yesari, ünlü Yüzyılda ise başka bir ustayla, Kazasker Mustafa İzzet Efendi'yle karşılaşılır. Ayasofya'daki 8 büyük yuvarlak levha onun en ünlü yapıtlarındandır. Cumhuriyetten sonra harf devrimiyle Arap harflerinin kullanımdan kaldırılması, bütünüyle bu harflere dayanan hat sanatının yaygınlığını birdenbire çok azaltmıştır. Kitapların latin harfleriyle ve baskıyla hazırlanması, bu sanatın kullanım alanını hemen hemen yalnız Cami'lerdeki duvar yazılarına indirgemiştir. Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer, Kamil Akdik, Emin Barın gibi hattatlar bu kısıtlı alanda yapıt vererek 20. yüzyılda hat sanatını sürdüren sanatçılar yazı türleri içinde Kufi, en eski yazıdır. Osmanlı kültür çevresinde az kullanılmış olmakla birlikte dik, kalın, köşeli harfleriyle hemen dikkati çekerek öteki yazılardan ayrılır. Halı bordürlerinden madeni paraya dek çok çeşitli alanlarda kullanılır. Yazıtlarda, KURAN'da ve Divan yazmalarında kullanılan Nesih iri harfli olduğu için duvar yazılarında ve Kitapların bölüm başlıklarında kullanılan sülüs, Din kitaplarında ve murakkaların başındaki besmelelerde kullanylan Reyhani ve Muhakkak, devlet belgelerinde kullanılan Tevki, hattatların öğrencilerine verdikleri icazetnamelerin altındaki üstat imzalarında kullanılan Rik'a, bir arada aklam-ı sitte diye adlandırılan en önemli 6 yazı türünü oluştururlar. Bunlardan başka talik, nestalik, divani, bir tür steno sayılabilecek olan siyakat, menşur, zülf-ü arus, hilali, muini, şikeste, müselsel gibi yazı türleri de sanatında Osmanlı sanatçıları çeşitli uslupları denemişlerdir. Bunlardan biri istiftir. Bir sözcüğün harflerinin ya da bir cümlenin hece ve sözcüklerinin güzel bir görünüm oluşturmak amacıyla ve kullanılan yazının çeşidine uygun biçimde yanyana ve üstüste sıralanmasına, istif edilmesine denir. Bir sözcüğün, bir eksenin iki yanına bir ters, bir yüz bakışık olarak yazılmasıyla oluşturulan çeşidine müsenna ya da aynalı yazı adı verilir. sonra özellikle gelişen bu türün en görkemli örnekleri bugün Bursa Ulucamii'nin duvarlarında bulunmaktadır. Harflerin biçimleriyle oynayarak, çeşitli düzenlerde birleştirip istif ederek yaratılan ve oldukça stilize edilmiş bir tür yazı-resim de hat sanatında önemli yer tutar. Yazıyla oluşturulan böyle resimler arasında en çok sevilen ve rastlanan konular kayık, kuş, aslan, sancak, cami, ibrik, çiçek, insan başı Osmanlı Devleti'nin arması ve padişahın imzası olarak kullanylan tuğra da bir tür istif yazıdır. Oğuz Han'ın yazılı nişanından çıktığı bilinen tuğra, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları'nca da kullanılmıştır... FermanFerman, kelime itibariyle emir, irade, buyruk anlamlarını taşır, islamiyeti kabul ettikten sonra ilhanlılar tarafından kullanılan bu kelime, Osmanlılar'a da onlardan geçmiştir. Kısaca ferman; herhangi bir konuda Sultan'ın "Alamet-i Şerif" denilen tuğralı emri demektir. Üzerinde padişahın kendi el yazisi ile bir ibare de bulunan fermanlara "Ferman-i Hümayun" divani hat ile yazilmasi gelenek olan fermanlar kisaca su sirayla kaleme alinirlardiEn üst kisma davet, ki bir dua metninden oluşur. Bunun altinda tugra kismi, onun altinda ise esas metin kismi bulunur. Bu kisim ferman gönderilen kisinin isim ve sifatlarini tasiyan övgü sözleri, konuya giris cümlesi, fermanin çikarilma sebebi, padisahin yapilmasi istenen seyi emrettiginin ifadesi, isin açiklanmasi, ihtar ve israr sözleri, son satirda ise tarih bölümlerinden antik değer taşıyan orjinal fermanlar gibi onların iyi kopyalari da büyük ilgi görmektedir. Oldukça zor bir yazi olan divani hat ile yazilan ferman kopyalari, orjinaline uygun kagit ve mürekkep kullanilarak, usta hattatlar tarafindan hazırlanmaktadir. Tezhip SanatıTezhip sözcüğü Arapça zeheb altın sözcüğünden gelmektedir. El yazması eserleri murakka denilen hüsn-i hat yani güzel yazı levha ve albümleri ile padişah tuğralarına altın yaldız ve boya ile yapılan bezeme sanatına verilen bezenmiş eserlere "Müzehhep" ezilmiş toz altınla birlikte sulu guvaj boya ile tezyinat yapan sanatçılara da "Müzehhip" denir. Sadece altınla yapılan tezhip çeşitlerine "Halkari" denir. Tahrirli ve tahrirsiz olmak üzere iki türlüdür. Sayfa kenarlarında o sayfadaki yazının neye ait olduğunu göstermek için yazılan yazıların etrafını çevreleyen yuvarlak ve içi boş süslemelerle "Gül" denir. Bu gül motiflerinin daha büyük ve süslü olanlarına "Şemse" denir. Genellikle şemse cild kapaklarının ortasına yapılan bir bezeme yazma kitapların sayfaları yaldızla biri kalın diğeri ince iki çizgiden oluşan bir çerçeve içine alınır. Bu çizilen altın çizgilere"cedvel" denir. Tezhibin bütününü daha iyi göstermesi için yapılır. Sayfaların etrafında cedvellerden başka çiçek ve bezemelerle yapılan sular görülür, bunlar da şekillerine göre isimlendirilir. Daha geniş olanına "zencerek" yani zincir gibi zincirimsi birbirine geçmelerle eklenmiş halkalara "Ulama" içi çiçek ve yapraklarla süslenmiş bordürlere "Kıvrık dalı" dendiği gibi "Hüsnü hat" levhalarında sözcük ve harflerin süslenmesi için bazı tezhipli bezemeler de yapılır ki bunlara da "Hurda tezyinat" denir. Tezhipte önemli yeri olan bir süsleme çeşidi ile tiğ olarak isimlendirilen kısımdır. Tezhip işlerinin bitiminde başlayarak dışa doğru uzanan ince ucu sivri kısımlara Osmanlı dönemi tezhiplerinde en çok kullanılan motif rumi ve kıvrık dallardır. Bunun yanında Selçuklu geleneğinin devamı olan münhaniler de vardır. Türklerin bitkisel motiflere olan ilgisi bu dönemde yoğunluk kazanmaya başlamış olup, çok küçük stilize çiçek motifleri kullanılmış; seberk, pençberk, asma yaprakları, nilüferler, hatayiler çok zengin renklerle ince titiz bir işçilikle oya gibi işlenmiştir. Kullanılan renkler ise; başta altın yaldız ve mavinin tonları kiremit kırmızısı, pembe, açık ve koyu yeşil, beyaz, kahverengi ve siyah kullanılmaktadır. Sanat Terimleri Sözlüğü Felsefe Ekibi sitesinden alınmıştır. - G - Galeri Fr. galerie Çeşitli oylumları birbirine bağlayan uzunlamasına salonlar. Bunlar eskiden eğlence ve kabul salonu olarak kullanılırdı. Barok’ta daha geniş ve muhteşem aynalı galeriler Versailles sarayı yapıldı. 17. yy.’dan itibaren de galeriler sanat eserlerinin bir arada gösterilmesi için kullanılmağa başladı. Galeriler dehliz anlamına da gelir. Galeri tonu Alm. Galerieton Eski yağlıboya resimlerdeki koyu kahverengi olup boyaların içindeki yağın kimyevi olarak bozulmasından oksidasyon ileri gelir. Resmin esasındaki renklerin değişmesiyle meydana gelen galeri tonu 19. estetik bir eski değeri olarak kabul edilmiş ve bazı sanatçılar tarafından taklit edilmiştir. Galon Fr. galon; İng. braid, lace; Alm. Galone, Borte; Arap. şerit Yılankavi şerit süs. Helezoni biçimde dolanan kaytanlardan meydana getirilen süs. Gamalı haç Fr. croix gommé, İng. Swastika. Hooked cross; Alm. Hakenkreuz Birbirine eşit olan kolları, uçlarında -diğer kola paralel olmak üzere dik açıyla kırılan haç. Garans Fr. garance Kızıl- kök nebatı. Boya sanayiinde Fr. “laque de de garance”; Alm. “Krapp adlı boya. Kızıl kökten çıkarılır. Saydam, ışıklı bir boya olup dayanıksızdır. Geçiş üslübu Fr. Style de transition Bir üsluptan diğer bir üsluba geçişte, iki üslup arasında yer alan her iki üslubun karışımı ara üslup. Geleneksel sanat Akademik sanat. Belli kurallara göre yapılmış eser. Genre resmi Janr resmi Günlük hayattan tipik anları gösteren resimlere denir. Belli bir yaşayış durumunu tipik bir biçimde temsil edenlerin günlük hayatlarından bir anı gösteren resim çeşididir. Bu bakımdan köy, şehir, saray hayatının janrı vardır. Janr içinde tarihi ve dini olanlar da vardır. j.’ni M. 5. 1500 yıllarında görüyoruz. 1700 da j. Hollanda da çok görülür. Ostode, Steen, Terborch, Teniers, Metsu gibi ressamlar, Fransa’da Watteau, İngiltere’de Hogarth Janr ressamlarıdır. Geometricilik Fr. geometrisme Kübizm akımından sonra her şeyi geometri açısından gören ve bir çeşit akademizm haline gelmiş, kalıplaşmış geometrici görüş. Geometrik Soyutlama Armoniye ulaşmak için geometrik biçimleri dengeli renklerle birleştirmeyi gerektiren tarzı tanımlamak için kullanılan terim. Daha çok nesnesizlik ve doğa üstü ya da dinsel anlamlara gönderme yapar. Geometrik soyutlama tarzının ilk ressamları Kupka ve Malevich'tir. Malevich'in 1913 yılında yapmış olduğu Süprematist Elementler İki Kare'si bu tarzı temsil eden en tipik resimlerin ilklerindendir. Geometrik Tarz 1. Geometrik şekillere ya da biçimlere dayalı sanat. 2. Antik Yunan'da vazo resimlemelerinde kullanılan stilize edilmiş primitif hayvan ve figür betimlemeleri. Gerilim Günlük yaşamda çok sıkça kullanılan bir terim olmasına rağmen “gerilim” teriminin tanımlanması oldukça zordur. Eğer bir dikdörtgeni eşit iki parçaya bölersek ilk bakışta algılanabilecek bir simetri oluştururuz. Eğer bu dikdörtgeni eşit olmayan iki parçaya bölersek bu bir gerilim oluşturmanın başlangıcıdır. Gesso Heykel için kullanılan ve jipsten alçıtaşı yapılan bir çeşit kaliteli alçı. Gesso, çok amaçlı bir materyaldir; hem rölyef için, hem kalıp için, hem de modelaj için kullanılabilir. Gesso, özellikle Rönesans ve Gotik dönemde hayvansal bir zamkla karıştırılarak tuval ya da pano yüzeyine resmin astan olarak kullanılan alçı benzeri bir malzemeye de gönderme yapar. Geştalt Psikolojiden modern sanat eleştirisine ithal edilen bir terim olan Geştalt, birbirinden bağımsız olan öğeleri psikolojik bir süreç sonucu bütün oluşturacak şekilde gruplandırma eğilimi anlamına gelir. Parçaların bütün tarafından belirlendiğini ve bütün deneyimlerin estetik deneyimi içerdiğini savunan Geştalt psikolojisi, Max Wertheimer, Wolfgang Kohler ve Kurt Koffka tarafında kuruldu. Gerçekçilik Ing. realism; Alm. Realismus Gergi Fr. tirant; İng. tie-beam; Alm. Zugband; Arap. ziraa Bir kemerin, dayandığı duvarların, itme kuvvetiyle iki yana açılmasını önlemek için, başlangıç noktaların, ufki olarak birbirine bağlamakta olan kiriş, demir çubuk. Girift örgü Fr. entrelacs; İng. interlacings, twining, knotwork, plaitwork; Alm. Geflechtsornamentik, Schnörkel; Arap. muarrab Şeritlerin bir sistem dahilinde bir birlerine dolanarak meydana getirdikleri su biçiminde ya da bütün süslenecek olanı bütün halinde kaplayan çeşitli süsler. Giydirme Bir duvarın iç ve dış yüzeyini fizik etkilerden korumak için yapılan sıva, mozaik, çini, mermer gibi kaplama. Gliptik Fr. glyptique; Alm. Gemme; Osm. hatemkari Yunanca mühür oyma sanatına denir. Eskiden kıymetli taşlar üzerine çukur olarak figürler ve yazılar oyulur ve yumuşak kil vb. üzerine basılarak çıkıntılı şekilde figür olarak ait olduğu kimsenin işareti çıkarılırdı. Bunlar yüzük olarak parmakta taşınırdı. Gliptik’in Mezoppotamyada güzel örnekleri olduğu gibi bizde de bu sanat Osmanlılar zamanında son derece ileri idi. Goblen Alm. Gobelin; Fr. gobelins Fransada duvarlara asılmak üzere yapılan renkli, resimli halılar ve mobilya döşeme ile kumaşları, perdeler. Gotik Fr. Gotique; Alm. Gotik Avrupada Ortaçağ sanatında bir üslup devresidir. Bu ismin ortaya çıkmasında İtalyan ressamı Ghiberti’nin, rolü olmuştur. Antikitenin altın çağın, barbar bir Ortaçağ takip etmiş olduğu düşüncesi ve bu Orta çağ barbarlarının da Vasariye göre Got’lar olduğu kanısından bu üslüpa yanlış olarak Gotik denmiştir. Fransız klasizmi zamanında Gotik zevksiz ve yüklü anlamını almış ve ilk olarak 1820’de Romantik devirde bu sanatın bir barbar sanatı olduğu düşüncesi bertaraf edilmiş, ancak Gotik üslubun ismi yerleşmiştir. Göbek taşı Türk hamamlarında sıcaklık denilen kısımda, terlemek için altından ısıtılan, yerden yarım metre kadar yükseklikte bir set. Gök mavisi Fr. bleu céleste, bleu d’azur Bulutsuz havadaki gök rengi. Gömme sütun Fr. colone engagée Yukardan aşağı, yarısı duvara gömülü sütun. Eski Romalılar ve Osmanlı mimarisinde de Türkler kullanmışlardır. Görsel Algı Görsel duyunun birincil öneme sahip olduğu algılama biçimi. Dikkatini belli bir nesnede yoğunlaştırmış bir kişi önce nesneyi görür, nesnenin dış hatları, kütlesi, rengi göz merceklerinden geçerek beyinde bir cimge' olarak kaydedilir. Bu süreçte beynin kaydettiği, yalnızca nesnenin görünümüdür. Kişi, yaşantılarına bağlı olarak o nesnenin göze görünmeyen özelliklerinin de olduğunu bilir. Nesnenin göze görünmeyen özellikleri, o nesnenin algılamayla ilişkili olan içeriğidir. Algılamada nesnenin görünümünün tüm bilincine ereriz. Görsel Gösterge İkon. Görsel Kültür 'Sanat' teriminin yerine kullanılan bir terim. Görsel Nitelikler Bir sanat eserinde, sanatın ilkelerini ve ele­manlarının ölçülü düzeni. Bu estetik nitelik, biçimci kuramın odağına alınmıştır. Görsel Sanatlar Görsel algılamanın söz konusu olduğu sanat dalları resim, heykel, sahne sanatları vs... "Görsel sanat ne kadar gizlemeye çalışırsa o kadar açığa vurur sanat bir şey üzerine 'konuşurken' başka bir şey konusunda susar", Richard Leppert. Göz pencere Binaların çatı katlarında ya da kapı üstlerinde yuvarlak ya da beyzi küçük pencereler. 17 ve 18. yy.’da göz pencereler gayet süslü yapılırdı. Gözaldatan eser Fr. trompe l’oeuil Özellikle Rönesansda bir şeyi büyük bir dikkatle taklit ederek adeta canlı imiş gibi gösterme çabasından doğmuş olan resimler. Örn. Denner, ya da Meissonnierelbi senin düğmesi üzerindeki ışıknoktası içinde karşısındaki bir manzaranın yansıyan görüntüsünü resmetmesi gibi. Ya da Rafael’in bır tabak üzerine yaptığı para resminin garsonu aldatması hikâyesi gibi bir şeyin aynisini yapma çabasından meydana gelen resimlere denir. Grafik sanatlar Tahta baskı, bakır, çinko gravür ve litografi yolu ile yapılan resimleri çoğaltıcı sanatlara denir. Dürer’den bu yana gittikçe gelişmiş olan grafik sanatlar bilhassa çağımızda büyük bir gelişme kaydetmiştir. Graffito — sgraffito Ital. Bir keramik vazo süs tekniğidir. Kabın yüzeyi üzerine bir renk sürülür, istenilen figürler sivri bir uçla kazanır ve kabın kendi esas rengi çıkar. Bunun üzerine sırsürülür ve kap tekrar pişirilir. Bu işlem duvar üzerine de yapılır. Bugün bu teknik sgraffito olarak adlandırılmaktadır. GreKum taşı. Greko Romen Yunan sanatının Roma sanatı ile karıştığı çağ. Grifon Fr. griffon; İng. griffon, griffin. gryffon; Alm. Greif Kartal başı, kanatları ve pencesi ile aslan vücudunun birleştirilmesinden meydana gelen hayali varlık. Grizay Alm. Grisaille; Fr grisaille, camaieu Bir tek rengin daha çok grinin açık koyusu ile boyanmış heykel ya da tahta, bez porselen ve cam üzerine yapılmış resim. Grizay, Barok’ta heykel resimlerinin yapılmasında yararlanılmış bir tekniktir. Grotesk Fr. grotesque; İng. grotesque; Alm. Groteske Acaip, komik. karikatür gibi mübalağalı anlamına gelir. Grotesk bilhassa çiçek dalları, meyveler, perde ve hali motifleri ile yapılan bir çeşit süsleme şekli. Grotesk Romalılar tarafından bulunmuştur. Sonraları Rönesans Roma antik eserlerinden groteski alarak çeşitli eserlerde kullanmıştır. Raffael’in Vatikandaki grotesk’leri bilinmektedir. Guvaj Fr. gouache; Alm. Guaschmalerei Kapatıcı renkleri olan bir sulu boya tekniğidir. Renklerin içine beyaz karıştırılarak boyalar hazırlanır. Yapıştırıcı, alarak arap zamkı kullanılır. Bugün piyasada satılan plaket boyaları grotesk boyanın özelliklerini taşımaktadır. Gülbezek Fr. rosace; İng. rose. window; Alm. Rosette Yuvarlak biçimde düzenlenmiş, gülü hatırlatan mimari süs. Bilhassa Gotik mimaride kullanılmıştır, İslam mimarisi de Gülbezek kullanmıştır. Gümüş beyazı Fr. blanc d’argent; Alm. Kremser Weiss Kurşun üstübecinden yapılan boyadır. Zehirlidir. Kükürtlü boyalarla karışımları kararır. Günah çıkarma hücresi Katolik kiliselerinde bulunan küçük bir hücre olup bunun içinde, kafesli bir pencere arkasında papaz bulunur. Günah çıkarma hücresi penceresinin önünde de günahkar kişi papaza günahını anlatır. Güneş tayfı Prisma renkleri. Güzel sanatlar Beş türlü olarak tasnif edilmiştir. Bunlar mimari, resim, heykel, müzik ve edebiyattır. Bunlardan mimari, resim ve heykele plastik sanatlar denilir. Plastik sanatlar deyimi, derinlik ifadesinin bu sanatlarda anlatım alanına girdiği içindir. Güzel sanatlar akademileri Osmanlıca, sanayii nefise mektebi Fr. école des Beaux-Arts Akademi deyimi çok eskidir. Ancak bugünkü anlamda ilk sanat akademisi tesisi Pariste Louvre Müzesinde Fransız klasisist ekolün şefi olan Jacques Louis David tarafından kurulmuştu. Burada 1807 yılına kadar atölye çalışmalar, devam etmiş sonra müdürlüğe İngres, ondan sonra da Delacroix getirilmişti. Güzel sanatlar akademileri sonra gelişmiş ve bütün dünyaya yayılmıştı. Bizde ilk akademi İstanbulda arkeolog-ressam Osman Hamdi Bey tarafından kurulmuştur Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer! Bugün cam boyama ve dekupaj tekniğini kullanarak evimizdeki boş şişeleri, vazo gibi ev dekorasyonunda kullanabileceğimiz objelere dönüştüreceğiz. Oldukça basit ve kolay bir uygulama. Cam boyama ve dekupaj tekniği uygulayarak vazo yapabilmek için, istediğiniz sayıda cam şişe yada kavanoza ihtiyacınız var. Dilerseniz günlük süt şişelerini yada daha geniş ağızlı olsun diyorsanız evdeki boş kavanozları da kullanabilirsiniz. Seçim size kalmış. Bunun dışında ihtiyacınız olan malzemeler, İstediğiniz renklerde cam boyası, Sünger fırça, Dekupaj tutkalı, Dekupaj için seçtiğimiz desenli kağıtlar, Makas, Vernik. 1. ADIM Cam şişe yada kavanozların kağıtlarını güzel bir şekilde temizleyip kuruluyoruz. Bir kat istediğimiz renkte cam boyası boyayıp kurumaya bırakıyoruz. Sonra bir kat daha boyayın. Daha sonra kurumaya bırakın. 2. ADIM Dekupaj için seçtiğiniz desenleri makasla kesin. Sizde bu tarz çiçekli desenler seçebilirsiniz. Çünkü bu objeyi vazo olarak kullanacağız. Objeyi ne olarak kullanacaksınız o şekilde desen seçebilirsiniz. 3. ADIM Kullanacağınız desenli kağıdın arka kısmına dekupaj tutkalı sürelim ve yapıştırmak istediğimiz yere uygulayalım. Kuruduktan sonra desenli kağıtların ön yüzlerine de sünger fırça ile dekupaj tutkalı sürün. Kuruduktan sonra 1 kere daha tutkal sürün ve tekrar kuruması için bekleyin. Bu işlemin tekrarlanmasının nedeni desenli kağıtların sağlam bir şekilde şişeye yapışması. Bu şekilde kestiğiniz desenli kağıtları şişelere yapıştırın. 4. ADIM Dekupaj işlemi bittikten sonra vernik atıp kurumaya bırakabilirsiniz. Vernikte kuruduktan sonra vazo kullanıma hazırdır. İçerisine çiçekler koyarak yemek masanızda dekore edebilirsiniz. Cam boyama ve dekupaj tekniği uygulayarak yaptığımız bu vazo hakkında aklınıza takılan soruları bizlere yazabilirsiniz. Çini sanatı nedir? Çini sanatı; Osmanlılardan günümüze kadar gelmiş geleneksel türk sanatlarından biri olan iç ve dış mimari süslemelerin yanısıra toprağın pişirildikten sonra şekil verilip kap-kacak, tabak, vazo, sürahi vb gibi eşyalar üretilmesine olanak sağlayan bir el sanatıdır. Çini türleri 1. Duvar çinileri 2. Evani denilen bu tür tabak, vazo, kupa, kase, sürahi, bardak ve benzeri seramik ürünlerinden oluşmaktadır. Bu türe halen kullanma seramikleri demekteyiz. Çinicilik nedir? Fayans, porselen tabak, seramik gibi eşyaların süsleme işine “çinicilik” denir. Çini sanatının tarihçesi Çini sanatı bin yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. Çini sanatı ilk Müslüman Türk devletlerinden Karahanlılara kadar dayanan bir tarihe sahiptir. Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları çiniyi mimari süslemelerde sıkça kullanmış. Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra, çini sanatında Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla yeni bir dönem başlamıştır. Çini sanatı ilk örnekleri nerelerde görülür? 1. İznik Yeşil Cami 2. Bursa Yeşil Cami 3. Bursa Muradiye Camisi 4. Edirne Muradiye Camisi 5. Edirne Şah Melek Paşa Camisi 6. Çinili Köşk 7. İstanbul?da Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi 8. Haseki Medresesi 9. İstanbul Mahmut Paşa Türbesi Çini sanatı ustaları kimlerdir? 1. Baba Nakkas 2. Veli Can 3. Mimar Sinan Çini sanatının teknikleri 1. Mozaik Çini Tekniği 2. Sır Altı Boyama Tekniği 3. Renkli Sır Tekniği 4. Perdah Tekniği? Mozaik Çini Tekniği Mozaik Çini Tekniği, Çiniciliğin ilk gelişmeye başladığı yıllarda kullanılmıştır. Tuğla süslemesi olarak da adlandırılmaktadır. Türk çini Sanatında yaygın olarak kullanılan en eski teknik olan bu tekniğin kaynağını sırlı tuğla süslemenin aldığı söylenebilir. Mozaik çini tekniği da Anadolu Selçuklu çini sanatına kişiliğini kazandıran ve Osmanlı döneminin varlığını sonuna kadar sürdüren bir çini tekniği olmuştur. Sır Altı Boyama Tekniği Anadolu Selçuklu’da kullanıldığı gibi, ikinci yarısında Osmanlı’da gelişmesini tamamlayan bir çini tekniğidir. Sır Altı Boyama, Osmanlı Devletin de kullanılmaya başlayan ve hala günümüzdede kullanılan bir yöntemdir. Renkli Sır Tekniği Renkli sır tekniği, renkli sır üzerine yapılan desenler ile oluşmaktadır. Krom oksit ile desenlerin üzeri, kontür tarzında tekrar çizilerek fırınlanır. Perdah Tekniği? Bir sır üstü tekniğidir. Beyaz astarlı renksiz saydam sırlı levhalar üzerine altın ve gümüş tozları ile süsleme yapılıyor ve fırınlanıyor. Perdah tekniği, altın ve gümüş tozları kullanarak yapılmaktadır. Beyaz ve saydam astar levhalar üzerine oluşturulan desenler, sonradan fırınlanmaktadır. Çini sanatının aşamaları 1. Tebeşir, kum, kaolen gibi doğal malzemeler karıştırılıp hamur haline getirilir. 2. Bu hamur şekillendirilerek kuruması için bir süre beklenir. 3. İstenilen kuruluğa sahip olan hamura astarlama çalışılması yapılır. 4. Bu astarlama işi, hamuru beyaz bir görünüm kazandırır. 5. Parçalar çok yüksek derecede fırında bir gün boyunca pişirilir. 6. Pişirilen parçaların pürüzlü yüzeyi, zımpara yardımıyla düzeltilir ve pürüzsüz bir zemin elde edilir. 7. Yüzey kara kalem ile çizilen beyaz bir kağıt ile üzeri kaplanarak, diğer işlemleri yapmak için zemin oluşturulur. 8. Desen iğne ile delinir ve kömür tozu yardımıyla yapılacak çini yüzeyine aktarılır. 9. Çini sanatına uygun kobalt ve siyah renkten oluşan boya yardımı ile desen kontürleri oluşturulur. 10. Sanatçının zevkine veya hayal dünyasına uygun renkler ile iç zemin boyanmaya başlanır. 11. Boyanan obje camsı bir sır ile kaplanarak, pişirilme aşamasına getirilir. 12. Parçaların ayrı ayrı pişirilmesi sağlanır ve tekrar ikinci bir pişirilme aşamasına tabii tutulur. 13. Pişirilen parçalar yavaş yavaş soğutularak kırılması önlenir. [youtube url=” width=”560″ height=”315″] [youtube url=” width=”560″ height=”315″] Çini sanatı; seramik sanatı şeklinde de isimlendirilmektedir. İnce ayrıntılar ile işlenen ve işlenmiş olan objelere hayat veren, Osmanlı tarihinin en çok kullanılan sanat dalı, günümüze dek değerinden hiçbir şey kaybetmeden devam ediyor. Çini Sanatı Nedir, Nasıl Yapılır? Çini sanatının türlü teknikleri bulunur. Bunlar; Sır Altı Boyama Tekniği, Perdah Tekniği, Mozaik Çini Tekniği, Renkli Sır Tekniği şeklindedir. Her bir teknikte de oldukça güzel görünümler yer alır. Perdah tekniğinin gümüş ve altın tozları kullanılarak tasarlandığı söylenebilir. Saydam ve beyaz astar levhaların üstüne oluşturulan modeller, daha sonra fırınlanır. Çini sanatı; kaolen, kum, tebeşir gibi doğal malzemeler ile karıştırılarak hamur haline getirilmektedir. Bu hamur şekillendirilip kuruması adına bir süre beklemek gerekir. İstenen kuruluğu alan hamura astarlama işlemi yapılmaktadır. Bu astarlama işlemi, hamura beyaz bir görünüm kazandırır. Parçalar oldukça yüksek derecesi bulunan fırında bir gün boyu pişirilmektedir. Ardından kara kalemle çizilen bir beyaz kağıt ile üstü kaplanarak yapılacak çini yüzeyine aktarılır. Bununla beraber çini sanatına siyah renkten oluşan boya desteği ve kobalt ile model kontürleri oluşturulmaktadır. Daha sonra sanatçı bireyin keyfine, hayal dünyasına ve zevkine uygun olan renkler ile iç zemin boyanmaya başlanmaktadır. Boyanan nesne, camsı bir sırla kaplanıp, pişirilmeye hazır hale getirilir. Parçaların ayrı ayrı olarak pişirilmesi sağlanır. Bunsan sonra yeniden ikinci bir pişirilme aşaması daha gerçekleşir. Sonraki aşama ise objenin yavaş yavaş soğutularak, kırılmasının önlenmesidir. Oldukça zor ve zahmetli aşamaları bulunsa bile bu sanatı zevk ile yapan pek çok kişi bulunmaktadır. Çini Sanatının Tarihçesi Vazo, sürahi, türlü kap, tabak ve kaçaklara işlenen modeller ve renklendirme işlemleri ile oluşturulan eserler, günümüzde türlü ortamların ve evlerin dekorasyonu yapılırken kullanılan eşyalar arasında yerlerini almaktadır. Çini sanatının tarihçesi Karahanlılara kadar dayanmaktadır. Karahanlılar bakımından geliştirilmiş olan çini sanatı, daha sonraki dönemlerde başka Türk devletleri bakımından da geliştirilmeye başlanmıştır. Çini sanatı; en parlak dönemini Osmanlı Devletinde yaşamıştır. Büyük Selçuklu Devletinin ve Anadolu Selçuklu Devletinin, hakimiyet altına almış olduğu yerlerde medrese, cami, saray inşasında çini sanatını kullandıkları günümüzde bariz belli olmaktadır.

vazo boyama sanatına ne denir