Şartlarıise 1 yaş altına vermiyoruz. 1 tatlı kaşığı çocuğa günde 1 defaya mahsus verilmeli. Büyükler 1 yemek kaşığı almalı. Yapımı da çok kolay. Mutlaka dolapta muhafaza edin. Özellikle de çocuklarınız hasta olmadan verin ki hastalığı engelleyin. Şimdi ilk olarak yaş zencefili soyup doğrayın. Limonu doğrayın soymadan ama. 63yorum. 2.529 kez görüntülendi. İlan Açıklaması: 19 yaşında tatlı bir kızım. 19 yaşındayım üniversiteye hazırlanıyorum boş zamanlarımda takılabilecek hoş vakit geçirecek eğlenmesini bilen erkekler arıyorum Benimle güzel anlar yaşayacak beni üzmeyecek kadın ruhundan anlayan anlayışla bir arkadaş arıyorum 1yaşına varmadan bendeki takı tukuya pek bir meraklı olan kızım çekiştirmesin diye çoktandır ben de unuttum takı nedir. Oysa Su öncesinde alevde cam boncuk yapan, kemeraltında bir yıla yakın ustaların ustasından ders alan bir kişiydim:) Şimdi ortadaki odada kutularda gün ışığı bekliyor alet edevatlarım. 3yaşında kızım var. 2 haftadır iç çamaşırını çıkartıp yorgan altına girip cinsel organıyla oynuyor. Çok şaşkınım ne yapmam gerekiyor nasıl davranmalıyım lütfen yardım edin. Onlardanintikam almak ister. Cemil, Nevşehir’in Sazlısu Kasabası’nda geniş topraklar üzerine kurulmuş olan büyük bir konakta yaşar. Kızı Mevsim, 19 yaşındadır. Bundan 15 yıl önce onu aldatarak evden kaçan karısı Nesime’yi bulmak ve intikam almak en büyük arzusudur. Ama içten içe hala Nesime’ye aşıktır. Rekabet onun için önemlidir. 866P. İzmir Buca'da yaşayan Oğuzhan 39 ve Başak Özcan 38 çiftinin çocukları 4 yaşındaki Feride Sıla Özcan, 1 Mayıs 2017'de evlerinin 2. katından aşağıya düştü. Hemen tedavi altına alınan minik Feride, 56 günü yoğun bakımda olmak üzere 89 gün hastanede yattı. Doktorların ilk gün, “Kızınızı son kez görün” diyerek umut vermediği Feride Özcan, hayata tutundu ve tedavi sonrası taburcu oldu. Beyninde hasar meydana geldiği için ilk başlarda solunum cihazına bağlanan ve yutma reflekslerini bile yitiren Feride Sıla, uygulanan rehabilitasyon tedavileri ile büyük bir aşama kaydetti. Artık kendi başına nefes alabilen, yemek yiyebilen ve destekle de olsa yürüyebilen minik Feride'nin daha iyi olabilmesi daha fazla tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirten aile, destek istedi. Baba Oğuzhan Özcan, “Kızımın tekrar iyileşme şansı var. Doktorlarımız da ümitli bakıyor. Fakat bunun yolu, kızıma rehabilitasyon imkanını tam anlamıyla sağlamamız, bunu elimizden geldiği kadar artırmamız” dedi. “Doktorların ümitleri çok yüksek” Kızının çok güçlü olduğunu belirten baba Oğuzhan Özcan, “Feride'yi hastaneye ilk götürdüğümüzde doktorlar ümit vermemişti. Hatta kızınızı son kez görün' demişlerdi fakat ne kızım bizden vazgeçti, ne de biz ondan vazgeçtik. Şu anda yüzde 100 engelli fakat doktorlarımız her anlamda Feride'nin gelişme gösterdiğini söylüyor. Kesin bir şey söylememekle birlikte ümitleri çok yüksek. İlk başta soluk alması ve beslenmesi için cihazlara ihtiyacımız vardı ama şimdi kendisi soluk alıp verebiliyor, yemek yiyebiliyor. Ufak ufak hareketlenmeye de başladı” diye konuştu. Tedavi sürecinde maddi anlamda zorlandıklarını dile getiren baba Özcan, “Çocuğunuz hasta olunca gözünüz bir şey görmüyor. O süreçte çok harcamalarımız oldu. Hastaneden eve döndüğümüzde fark ettik ki, ihtiyaçlar bitmiyor ve giderek artıyor. Bütçemiz bir yere kadar yetiyordu. Arkadaşlarımız zaten elinden gelenin fazlasını yaptı. Bu süreçte bize aile oldular. Her zaman yanımızda oldular. Hastaneye gidip gelmemiz için bize bir araba tahsis ettiler, kızımın rehabilitasyon tedavisi için bazı ekipmanlar aldılar. Biz kazadan sonraki süreçte maddi anlamda çok zorluk yaşadığımız için evimizdeki her şeyi satmak zorunda kalmıştık. Bize adeta sıfırdan bir ev döşediler. İş yerim bu süreçte bana çok sahip çıktı. Vardiyalarımın kızımın hastane süreciyle çakışmaması için inanılmaz destek oldular” ifadelerini kullandı. Maaşa haciz geldi Borçları nedeniyle maaşına haciz geldiğini kaydeden İZBAN Trafik İşletme Şefi Özcan, "Şu an borçlarımı ödeyemediğim için maaşıma haciz geldi. Maaşımın 4'te 1'i haczediliyor. Kira ödüyorum. Kızımın durumundan dolayı özel beslenme programı var ve aynı zamanda ilerleme kaydetmesi için rehabilite edilmesi gerekiyor. Devlet sağ olsun haftada iki gün rehabilitasyon imkanı veriyor ancak kızım gibi umut vaat eden hastalarda rehabilitasyonun sık olması gerektiğini öğrendik. Doktorlarımız da bunu söyledi. Fakat bu da özel rehabilitasyon anlamına geliyor. Kızımın medikal ve ilaç ihtiyaçlarını saymıyorum bile. Bir noktadan sonra bunları karşılayamaz hale geldik" diye konuştu. “İyileşme şansı var” Feride'nin iyileşeceğine inandıklarını dile getiren Oğuzhan Özcan, “Kızımın tekrar iyileşme şansı var. Doktorlarımız da ümitli bakıyor. Fakat bunun yolu, kızıma rehabilitasyon imkanını tam anlamıyla sağlamamız, bunu elimizden geldiği kadar artırmamız. Eğer kızınız artık böyle kalacak' denseydi duruma çok daha farklı bakardık belki ama ümitlerimiz var ve bunun için de yoğun bir şekilde rehabilitasyon ve terapiye ihtiyacımız var. Benim kızım kazadan sonra yatağa bağımlı bir çocuktu. O zamanlar ona süs bebeği' diyorduk. Şu anda hayata katılmaya başladı. Maaşıma haciz geldi ancak bu göz önünde bulundurulmuyor. Gelirim, belirlenen limiti az da olsa aştığı için evde bakım hizmeti de alamıyoruz. Yetkililerden tek istediğim var; kızımın şansı var ve bize yardımcı olun” dedi. "El uzatın" Kızının kazadan sonra büyük aşama kaydettiğini söyleyen anne Başak Özcan ise "Duygularımı hiçbir kelime ile anlatamıyorum ama artık geçmişe dönüp bakmak, geçmişi konuşmak istemiyorum. Her anlamda yıkıldık. Bir anne için evladını o şekilde görmek tarifsiz bir acı. Rabbim kimseye yaşatmasın. Ben bu süreci maneviyatımla aştım. Kızım makineye bağlıydı, şimdi destekle de olsa yürütebiliyorum. Onu anlayabiliyorum. Gelişim göstereceğine inanıyorum. Hiçbir zaman umudumuzu kesmedik. O güçlü bir bebekti. Hala da o gücü sayesinde bu noktaya geldiğine inanıyorum. Doktorlarımız gelişiminden çok memnun. Ege Üniversitesi Hastanesinde en alttan en üst kademeye kadar bizimle çok ilgilendiler. Hastanede 3 ay kaldık ve aile gibi olduk. Kızımın güzel giden bu sürecinde ona el uzatılmasını istiyorum. Ona güç verin, destek olun. Ben bu dünyada olmadığımda en azında bileyim ki kızım artık iyi oldu, rahat olayım” şeklinde konuştu. Hocam, 34 haftalık olarak prematüre doğan ve 12 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra PDA sebebiyle izlendi taburcu olan oturma, emeklemesi ve yürümesi normal zamanlarda gerçekleşen 3 yaşındaki kızım 20 nisan günü ateşsiz havale geçirdi, 3 gün hastanede acil servis de yattık, 2 kez eeg çekildi ve sağ hemisferde yavaşlama saptanıp kepra başlandı, kızımda konuşma geriliği olduğu için özel eğitime başlamıştı 2 ay önce beyin mr istendi ve mr sonucunda, kafasında sıvının olması gerekenden biraz fazla olduğu, ancak hidrosefali olmadığı söylendi, size sorum şu olacak, doğum sırasında oksijensiz kalma, ya da yoğun bakımda oksijensiz kalma beyinde sıvının olması gerekenden fazla olmasına sebep olur mu? Ya da yine oksijensiz kalma afaziye neden olur mu? Konuşmaya başladı ancak özel eğitim sayesinde ve zorlanarak konuşuyor, anlamasında herhangi bir sorun yok. Şimdiden çok teşekkürler.... - 0952 Son Güncelleme - 1106 Feride Sıla Özcan 4, 2 yıl önce İzmir Buca’daki evlerinin 2. katından aşağıya düştü. Beyninde hasar meydana gelen ve yaşama umudu verilmeyen Feride, 2 yılda cihazlardan kurtuldu ve rehabilitasyon sayesinde büyük bir aşama kaydetti. Kızlarının iyileşeceği umudunu hiç yitirmeyen aile, Feride’nin ihtiyaç duyduğu tedavi için destek istedi. İzmir Buca’da yaşayan Oğuzhan 39 ve Başak Özcan 38 çiftinin çocukları 4 yaşındaki Feride Sıla Özcan, 1 Mayıs 2017'de evlerinin 2. katından aşağıya düştü. Hemen tedavi altına alınan minik Feride, 56 günü yoğun bakımda olmak üzere 89 gün hastanede yattı. Doktorların ilk gün, “Kızınızı son kez görün” diyerek umut vermediği Feride Özcan, hayata tutundu ve tedavi sonrası taburcu oldu. Beyninde hasar meydana geldiği için ilk başlarda solunum cihazına bağlanan ve yutma reflekslerini bile yitiren Feride Sıla, uygulanan rehabilitasyon tedavileri ile büyük bir aşama kaydetti. Artık kendi başına nefes alabilen, yemek yiyebilen ve destekle de olsa yürüyebilen minik Feride’nin daha iyi olabilmesi daha fazla tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirten aile, destek istedi. Baba Oğuzhan Özcan, “Kızımın tekrar iyileşme şansı var. Doktorlarımız da ümitli bakıyor. Fakat bunun yolu, kızıma rehabilitasyon imkanını tam anlamıyla sağlamamız, bunu elimizden geldiği kadar artırmamız” dedi. “Doktorların ümitleri çok yüksek” Kızının çok güçlü olduğunu belirten baba Oğuzhan Özcan, “Feride’yi hastaneye ilk götürdüğümüzde doktorlar ümit vermemişti. Hatta kızınızı son kez görün’ demişlerdi fakat ne kızım bizden vazgeçti, ne de biz ondan vazgeçtik. Şu anda yüzde 100 engelli fakat doktorlarımız her anlamda Feride’nin gelişme gösterdiğini söylüyor. Kesin bir şey söylememekle birlikte ümitleri çok yüksek. İlk başta soluk alması ve beslenmesi için cihazlara ihtiyacımız vardı ama şimdi kendisi soluk alıp verebiliyor, yemek yiyebiliyor. Ufak ufak hareketlenmeye de başladı” diye konuştu. Tedavi sürecinde maddi anlamda zorlandıklarını dile getiren baba Özcan, “Çocuğunuz hasta olunca gözünüz bir şey görmüyor. O süreçte çok harcamalarımız oldu. Hastaneden eve döndüğümüzde fark ettik ki, ihtiyaçlar bitmiyor ve giderek artıyor. Bütçemiz bir yere kadar yetiyordu. Arkadaşlarımız zaten elinden gelenin fazlasını yaptı. Bu süreçte bize aile oldular. Her zaman yanımızda oldular. Hastaneye gidip gelmemiz için bize bir araba tahsis ettiler, kızımın rehabilitasyon tedavisi için bazı ekipmanlar aldılar. Biz kazadan sonraki süreçte maddi anlamda çok zorluk yaşadığımız için evimizdeki her şeyi satmak zorunda kalmıştık. Bize adeta sıfırdan bir ev döşediler. İş yerim bu süreçte bana çok sahip çıktı. Vardiyalarımın kızımın hastane süreciyle çakışmaması için inanılmaz destek oldular” ifadelerini kullandı. Maaşa haciz geldi Borçları nedeniyle maaşına haciz geldiğini kaydeden İZBAN Trafik İşletme Şefi Özcan, "Şu an borçlarımı ödeyemediğim için maaşıma haciz geldi. Maaşımın 4’te 1’i haczediliyor. Kira ödüyorum. Kızımın durumundan dolayı özel beslenme programı var ve aynı zamanda ilerleme kaydetmesi için rehabilite edilmesi gerekiyor. Devlet sağ olsun haftada iki gün rehabilitasyon imkanı veriyor ancak kızım gibi umut vaat eden hastalarda rehabilitasyonun sık olması gerektiğini öğrendik. Doktorlarımız da bunu söyledi. Fakat bu da özel rehabilitasyon anlamına geliyor. Kızımın medikal ve ilaç ihtiyaçlarını saymıyorum bile. Bir noktadan sonra bunları karşılayamaz hale geldik" diye konuştu. “İyileşme şansı var” Feride’nin iyileşeceğine inandıklarını dile getiren Oğuzhan Özcan, “Kızımın tekrar iyileşme şansı var. Doktorlarımız da ümitli bakıyor. Fakat bunun yolu, kızıma rehabilitasyon imkanını tam anlamıyla sağlamamız, bunu elimizden geldiği kadar artırmamız. Eğer kızınız artık böyle kalacak’ denseydi duruma çok daha farklı bakardık belki ama ümitlerimiz var ve bunun için de yoğun bir şekilde rehabilitasyon ve terapiye ihtiyacımız var. Benim kızım kazadan sonra yatağa bağımlı bir çocuktu. O zamanlar ona süs bebeği’ diyorduk. Şu anda hayata katılmaya başladı. Maaşıma haciz geldi ancak bu göz önünde bulundurulmuyor. Gelirim, belirlenen limiti az da olsa aştığı için evde bakım hizmeti de alamıyoruz. Yetkililerden tek istediğim var; kızımın şansı var ve bize yardımcı olun” dedi. "El uzatın" Kızının kazadan sonra büyük aşama kaydettiğini söyleyen anne Başak Özcan ise "Duygularımı hiçbir kelime ile anlatamıyorum ama artık geçmişe dönüp bakmak, geçmişi konuşmak istemiyorum. Her anlamda yıkıldık. Bir anne için evladını o şekilde görmek tarifsiz bir acı. Rabbim kimseye yaşatmasın. Ben bu süreci maneviyatımla aştım. Kızım makineye bağlıydı, şimdi destekle de olsa yürütebiliyorum. Onu anlayabiliyorum. Gelişim göstereceğine inanıyorum. Hiçbir zaman umudumuzu kesmedik. O güçlü bir bebekti. Hala da o gücü sayesinde bu noktaya geldiğine inanıyorum. Doktorlarımız gelişiminden çok memnun. Ege Üniversitesi Hastanesinde en alttan en üst kademeye kadar bizimle çok ilgilendiler. Hastanede 3 ay kaldık ve aile gibi olduk. Kızımın güzel giden bu sürecinde ona el uzatılmasını istiyorum. Ona güç verin, destek olun. Ben bu dünyada olmadığımda en azında bileyim ki kızım artık iyi oldu, rahat olayım” şeklinde konuştu. Kaynak İHA Etiketler umut,feride,yardım, Faruk Akçay Cevabı Çocuğunuzun geniz eti adenoid vejetasyon olduğuna göre alerjik bünyesi de olabilir. Yalnız geniz etinin alınması ilerde problemi kalıcı çözmeyebilir ve geniz eti tekrar büyüyebilir. Ancak bu koruyucu alerji ilaçları ile önlenebilir alerjik bünyesi tetkiklerle de desteklenir veya yakın akrabada alerjik bünyeli fert varsa. Geniz eti eğer çocuğun büyümesi etkiliyorsa, geceleri nefessiz bırakıyorsa, sık sık uyandırıyorsa tabi ki alınmalı. Çocuğunuza Kan Sayımı, Total IgE, ECP, Spesifik IgE ev tozu-akarlar, küf mantarı, kedi köpek tüyü, ağaç polenleri, inek sütü vb ve Alerjik Cilt Testi yapılabilinir. Çocuk Hastalıkları ve KBB bölümü takibi uygun olur. Geçmiş olsun. Anonymous said... amerikada yasiyorum. henuz hamile kalmadim ama gorduklerim burdada ultrasona 3 kez giriliyor nedenini biraz arastirdigimda ultrasonun zararli olduguna dair kanit yok ancak zararsiz olduguna dair de kanit olmadigi icin mumkun oldugunca az ultrasona sokuyorlar. Iki ay once dusuk yaptim ve ultrasonla vicudumun ustesinden gelecegini zaten eger bir problem olursa siddettli agri gibi sikayetlerimin olacagini o zaman ultrasona ihtiyac olabilecegini soyledi ve nitekim bir problemde yasamadim. Tabi turkiyede ki aileme bunu anlatmam ve kabul ettirmem kolay olmadi. Israrla baska doktora gidip ultrasona girmemi soylediler parca kalirsa imis. Burasida Isvec kadar olmasada anneye bir cok konuda secme ozgurlugu veriyor acil olmadigi surece sezeryana almiyorlarmis. ben cocuklugumda kalca cikigi gecirmistim. Ozamanki ordopedis doktorum dogum bile yapmamin yasak oldugunu ama illlaki doguracaksam sezeryanla dogurmam gerektigi soylemisti. Dusuk yaptigimda doktorumla bunu konustum. Bana eger yuruyebiliyorsam kosabiliyorsam normal dogum yapmamda bir sakinca olmadigini soyledi. Nasil oluyor hersey iki farkli ulkede bu kadar farkli oluyor bazen anlayamiyorum. Ister istemez ikilemlere dusuyor insan. Ama simdi doktorumla konustuklarimdan benimde normal dogumu yasayabilecegimi biliyorum. Sadece paylasmak istedim Sevgiler Esra Aytul 29 July 2010 at 2341 Anne ve Bebisi said... Ne iyi ettin En kısa-uygun-güzel zamanda, senin de doğum hikayeni okumak dileğiyle 30 July 2010 at 0203 Güneşli Günler said... Esracım çok güzel bir yazı paylaşmışsın, çok teşekkür ederim kendi adıma, henüz bir bebeğim yok ama eğer inşaallah olursa bu yazıyı dikkate alacağım her aşamada. Belki İsveç'e gitme imkanımız olmaz ama seçeceğim doktor ve hastane konusunda önemli bir referans... 30 July 2010 at 0715 beste said... Fransa'da da 3 kere ultrason'a giriliyor, ilk bebegi 8 haftalikken olmus biri olarak endiseden o kadar cok ultrasona girdimki geriye insallah cok fazla zarari olmamistir demek kaliyor. Cok ilginc hikaye aslinda herseyi dogaya birakiyorlar hafifi destekle. bende amerikan hastanesinde dogumdan sonra azarlayan cocuk doktoru hanim sayesinde ben cocuguma bakamayacagim sarilik olacak olecek diye bir hafta depresyona girmistim. Bu doktor bana bak sana cocugu saglikli veriyorum sarilik yapip getirme dedi! Tabiki normal dogumdan korkuyorum her Turk kadini gibi ama dogrusu, dogali bebek icin en sagliklisi o, normal dogurtturmadilar, yasim, kilom vsvsvs diye. bebeginizi saglikla, mutlulukla buyutun en guzelini yapmis bir anne olarak Feride Hn. 30 July 2010 at 0832 Benden Bizden said... TR'de de boyle doktorlar var, onemli olan bilincli olmak ve icgudulerine guvenmek bence. Bir de o doktoru arayip bulmak lazim P 30 July 2010 at 0850 nalan said... çok faydalı bir doğum hikayesi paylaşmışsın. ama keşke bundan sağlıkçılar da faydalanabilse! 30 July 2010 at 0940 ilknur malcı said... ben sezeryan olur vakumla çocugumun çekilmesine izin haftası çok kotu gerekli oldugu durumları kabul etmek lazım. 30 July 2010 at 1018 Esin said... Okurken okuduklarıma inanamadım , işveçte yaşasaydım keşke diye bir düşünce geldi geçti içimden...Keşke ülkemizde doğum konusunda birşeyler kökten değişebilse. 30 July 2010 at 1135 Anonymous said... Nasıl bazılarında sezeryan doğum takıntısı varsa sizde de normal doğum takıntısı var ve ısrarla kendi doğrularınızı kabul ettirmeyi satırlarınızda normal diğeri sezeryan doğum yapmış biri olarakikisini de Türkiye'de yaptımher ikisininde artı ve eksilerini yaşadım. İlk doğumum normaldi, tabi kesik ve dikişler aslında müdahaleli doğum sınıfına soksa da halk deyimi ile normal doğumdu ve oldukça zordu. Üstüne üstlük o dönemde bağımlı çalışan olarak SSKlıydım ve SSK hastaneleri dışında devlet yardımı alamıyordum. Takip sürecinde bunu göze alarak yani cebimden para ödeyerek farklı hastane ve doktora gittim ama yaşadığım ağır sorunların çözümünü SSKnın doğumevinde bulunca doğuma da oraya gittim, çünkü gebelikteki sağlık problemlerimi çözen doktor SSKdaydı. Nerdeyse gecede 50-60 doğumun yapıldığı bu hastanede sezeryana zor karar veriliyordu. Şartlarım itibariyle sezeryanlık olsam da normal doğum yaptım ve sonrasında yaşanabilecek problemleri de yaşadım. Tabi kısa sürede ayağa kalkmak gibi!2 saatte değil çünkü bir gün boyunca yatakdan doğrulduğumda dahi bayılıyordumavantajlar buna dahil değilHerkes taburcu edilirken beni alıkoymak istenince bende bütün sorumluluğu aldığımı beyan eden kağıdı imzalayarak bu sorunlar neticesinde uzun süre ikinci çocuk gündemime bile gelmedi. Nihayetinde 8 yıl aradan sonra ikinci hamileliğimde ilk başta sezeryan desem de sonrasında30 haftada gitmeye başladığım doktorumun yaklaşımıyla önceliğim normal doğum oldu. İlk hikayemi az çok bilen doktorumun "doğum harika bir şeydir, illa normal veya sezeryan diye tutturarak yaşanabilecek olumsuzluklara kapı açmanın bir manası yok. Anne ve bebek bu süreci en güzel ve uygun şekilde yaşamalı" sözleri ve insanca yaklaşımı çok harikaydı ve son ana kadar normal için mücadele ettik. Ancak bebek 4900gr olunca ne onun ne de benim hayatımı riske atmamak için sezeryana döndük ve özellikle doktorum açısından zor bir doğum olsa da güzel bir doğum ise ilk doğumuma göre yani normal doğuma göre daha kolay toparlanma süreci yaşadım ve bebeğimle daha kolay ilgilenebildim. Eşim ve ben doktorumuza rastladığımız için her zaman şükrettik çünkü olayları normal sürecine göre yaşasaydım bugün belki ben belki de bebeğim arada bebişimin bir rahatsızlığı için gittiğim Hacettepe Çocuk hastanesinde rastladığım bir çocuğu ise aklımdan çıkaramıyorum; 2,5 yaşında çok tatlı bir kızdı. Konuşamıyor ve yürüyemiyordu. Ailesi derman için Konyadan gelmişti ve orada özel hastane de vakumla yatırılan müdahaleli normal doğum sonucu bu hale bence işin hayırlısını dilemek önemli. Bir de doktor veya sağlık persoelinin kuracağı insanca iletişimfatma 30 July 2010 at 1724 Berceste said... Birseyleri ogretmek ve paylasmak acisindan evet, yani anneye anneligini verme konusuna katiliyorum. Bebegi anneden ayirmamaya katiliyorum. Ama bu kadar kasmanin, anneyi, bebegi zorlamanin alemi var miydi sorusu beni dusunduruyor. Diger yandan Amerikan hastanesi degismis herhalde Beste. Bizimkinin dogumunda emzirmem icin feci caba harcadilar. Sarilik olmasin diye ellerinden geleni yaptilar. Bana ve babaya tek tek herseyi anlattilar. Cocuk doktorumuz dunya tatlisi. Bize uzak olmasina ragmen sirf cocuk doktorumuz icin hala oraya gidiyoruz. Herseyi arastiriyor, irdeliyor, bana danisiyor ve ona gore birlikte karara variyoruz. Oyle adam doven bir doktor degil yani, sansliyiz herhalde. Ben her halukarda Turkiye'deki doktorlarimdan cok cok memnunum. Her hastaligimda Ingiltere'dekilere kesinlikle tercih ederim. Hem egitim acisindan, hem de empati acisindan! 30 July 2010 at 1855 Anne ve Bebisi said... Fatma hanim, Gelismis ulkelere %10-15 sezaryen payi bicen, Turkiye'de %80-90'a dayanan sezaryene dikkat ceken,bu konuda uyari yapan Dunya Saglik Orgutu'ne ve Ingiltere'de oranlar %25'i buldugu icin hic birisi keyfi, randevulu degil, cogunlugu dogum esnasinda acil sezaryen televizyonlarda tartisma programlarinda, neden boyle oldu? bu orani nasil dusurebiliriz? panikledigi icin acil sezaryene yonelen ebe ve doktorlara nasil ekstra egitim verebiliriz, kendilerine olan mesleki guveni, tecrubelerini nasil arttirabilirz? diye tartisan Ingiliz uzmanlara; kendi dogrularini kabul ettirmeye calistiklari ve bu konuyu takinti haline getirdiklerini tarafinizdan iletirim..Acikcasi ne 9 ayda 99 kere ultrasona girmesi insanlarin, ne keyfi sezaryen olmalari umurumda degil. Benim umurumda olan, uzman doktorlar paa karsiligi keyfi sezaryen yaparken, gercekten ihtiyaci oldugu halde o doktora ulasamadigi icin olen anne ve bebekler. Carpikligina kimsenin itiraz edemeyecegi saglik sistemi. Parasi olana her turlu hizmetin sunuldugu vahsi kapitalizm. Bu yanlis ve carpik sistem konusunda takintiliyim ve kimin ne dedigi ve dusundugu de umurumda degil. Falanca prof. dr. parasi olan hamileyi, keyfi cit cirt keserken, o doktora ihtiyaci olan kadinlar ölüyor mu? Ölüyor. Filanca prof. dr. parası olanın cocugunu vizite ucreti bilmem kac yuz milyona tartıp, bu ay 100 gr eksik almis mama verin derken, o doktorun bilgi, egitim ve tecrubesine ihtiyaci olan cocuklar ölüyor mu? Ölüyor. Gerisi kapitalist bir hikaye. 30 July 2010 at 2250 Anne ve Bebisi said... Bercestecim, kesinlikle konusunda cok uzman ve cok iyi doktorlarimiz var. Ancak onlara rastlamak bazen paraya, bazen de sansa kalmis durumda. 30 July 2010 at 2253 Anne ve Bebisi said... Sonucta sans isi Avrupa icin de gecerli Ama benim bu sistemde sevdigim, herkese esit saglik hizmeti sunulmasi. Keske cok iyi doktorlar, herkese esit saglik sistemi ile bir ara gelse ve ortaya mukemmel bir combo ciksa ; 30 July 2010 at 2255 Berceste said... Anne ve bebisim, nooooolur bana Ingiltere'de esit sans deme olur mu? Noooolur esit hizmet de deme. O zaman sana sorarim, niye Ingilizlere Ingiliz doktor bakarken, yabancilara Hintli doktor, Pakistanli doktor bakiyor diye? Aile hekimin nereli Eger Ingiliz dersen bravo sansliymissin derim! Sonra parasi olan Ingiltere'de iyi hizmet almiyor mu? Ozel hastaneler yok mu? Ama aile hekimin izin verirse oralara gitme sansin var! Devlet de odeme yapmiyor, ozel saglik sigortan varsa karsilaniyor. Ben her ne olursa olsun Turkiye'deki hizmetin oradakinden iyi oldugunu dusunuyorum. Dersen ki hastaneler temiz, duzenli ona tamam. Ama dersen ki doktorlara ulasim esit, doktorlar mukemmel, orada bir duralim derim...Bir de daha onceki yorumumda yazmadigim, Fatma hanimin yazdilari ile aklima gelen bir nokta daha var. Dogum sirasinda bebegin oksijensiz kalmasi. Iki tanidigim var bu durumda olan. Birisinin yasi benden buyuk, tamamen ozurlu. Akilli ama ne konusabiliyor, ne eli, ne ayagi tutuyor. Su anda annesi de yaslandi,cok zorlaniyorlar... Digeri de dunya tatlisi, okulunu derecelerle bitiren bir dunya guzeli. Ama hem annesine, hem ona oksijen gerektiginde saniyelerle ona oksijen verilememis ve denge merkezi etkilenmis. Elleri ve ayaklarinda hakimiyete bu yazilari yaziyorsunuzsen ve normal dogum yapan diger blog yazarlari ama bir de sunu dusunun, sizden aldigi kuvvetle, bunu zorlayacak insanlarda neye mal olacak? Gerekliligini dusunun, her insanin normal dogum yapamayacagini dusunun. Ha karsi oldugun keyfi olarak yazdigin gibi cirt cirt bu isi yapanlarsa, yazdiginiz yazinin icinde de bunu gecirin, sadece yorumlarda degil. Sadece sana degil sozum, su anda seni okuyorum, o yuzden sana yaziyorum 30 July 2010 at 2324 Anne ve Bebisi said... Berceste, kucuk Hindistan'da oturuyorum ve bembeyaz bir Ingiliz doktorumuz var Onu gec, gayet Ingiliz bir arkadasimin gayet Ingiliz babasi, kolu agridigi icin gittigi GP'den eve gonderiliyor ve bir kac gun sonra kalp krizinden hayatini kaybediyor. Yine bir tanidigimin Cambridge'te yasayan gayet Ingiliz esi, gogsundeki beze icin gittigi GP'den eve yollaniyor ve gec kalindigi icin 1 yil sonra vefat kapkara, Turk bolgesinde yasayan bir Turk abimizin 6 aylik ogluna karaciger kanseri teshisi konuluyor, hastaneye yatiriliyor, her hafta sadece o cocuk icin baska bi sehirden prof. dr. geliyor, aylarca tedavi goruyor ve cok sukur simdi saglikli bir delikanli. Babasi, biz Turkiye'de olsaydik bu cocuk ölürdü demisti. Kaderinde yasamak varsa isterse Afrika'ni gobeginde olsun yine olmezdi tabi ama konu o degil..Seker hastasi olan ve karacigerinde de bir sorun olan bir tanidigim, inanilmaz bir ihtimamla tedavi ediliyor. Tropical Hospital'daki heyet gorusmeleri, gayet Ingiliz doktorlar tarafindan duzenli olarak de tabi, parasi olmadigi icin tedavi edilmeyen, kadin hastaliklari yuzunden 1 yil gecirdigi agir kanamalar sonucunda olum doseginden donen kayinvalidemin yasadiklari var. Bir gun onun agzindan tum yasadiklarini buraya yazarim. Anadolu'daki, ustelik de emekli sandigindan sozde sigortali, saglik hizmeti alma hakki taninmis kadinlarin nasil kadin dogumcularla, hemsirelerle, doktorlarla, hastanelerle muhata olmak zorunda kaldigini herkes okur. Kayinvalidem, vicdan sahibi bir doktora rastlamis da en sonunda, hala hayatta cok sukur. Her sey, her yerde, herkesin basina gelebilir. Evet Ingiltere'nin saglik sistemi harika degil hatta Turkiye'deki cok iyi doktorlarimizla karsilastirinca cogu zaman duzensiz, kotu, ilgisiz de kalabilir. Ancak Turkiye'deki sistem de benim gozumde gecer akce degil. 30 July 2010 at 2340 Berceste said... Doktorunuzun aile gecmisine bakmak lazim bacim Yok o da olmadi ise surulmustur oraya ya da cok idealisttir Guluyorum ama acisindan oradaki hastaneler sanslilar. Yeni teknolojiler uretip, uyguluyorlar. Ama bunun icin de cok para harcamiyorlar. Goz kontrollerim sirasinda oradakilerin kullandigi makinalar burada 20 sene once gorduklerimdi neredeyse! Zaten goz doktoru degil de gozlukcu bakiyor, hastaligin varsa goz doktoruna postaliyor! O gozlukcu de, mercegin odagini ayarlamak icin elinde cetvel iki kasimin ortasindan olcu almaya calistiginda kopmustum ben! Bu var mi Anadolu'muzda acaba? En ucra kosede bile Ingiltere'nin gobegindeki boyle cetvelli amcalarla odak belirliyorlar mi? Diyorum ya bazi seyler sans! Su anda saglik hizmetinde eskiye gore cok daha iyiye gidisler var burada. Kiyas yapmak gerekirse, her yonden ele almak lazim. Iki sistem karsilastirilacaksa da artilari, eksileri ile anlatmak lazim! Gecenlerde kuzenim yazmis, Turkiye'de cocuk arabasi ile rahatca dolasabildigim tek sehir Eskisehir diye! Dedim butun Turkiye'yi il il ne zaman dolastin sen? Senin anlattiklarin da da Londra ile Turkiye kiyasi var. Ingiltere'de de adi sani bilinmedik bir yerin saglik hizmeti ile karsilastirma yapalim hele bir... Hic mi yok bizdeki gibi ulasimi zor, yasamasi zor yerler, Iskocya'da, Galler'de, adalarda. Sistemleri cok iyi olsaydi, bize hasta yollamaya kalkmazlardi. Olmadik yerlerde kisitlamaya bunlarin disinda, benim takildigim nokta, esas hedefin saglik sistemleri ise, esitlik olmadigini dusunuyorsan, neden normal dogumdan giriyorsun konuya? 31 July 2010 at 0043 Anonymous said... Sevgili Anne ve bebisi,Çarpık sağlık sisteminden bende şikayetçiyim. Hatta bu sistem içinde zarar gören her iki taraf içinde üzülmekteyim. Bu durum nasıl düzelir işin doğrusu bilemiyorum daBugün ülkemizde sadece sağlık sektörü değil, hemen her sektördedersi zayıf olan öğrenci son iki hafta ilgili öğretmenden özel ders alınca veya ortağı olduğu dershaneye gidince notlarının düzelmesi vbvahşi kapitalizm söz konusu. Elbette sorun can ve sağlık olunca daha göze batar ve önemli konu özelleşipde doğuma, anne-bebek sağlığına gelince bir iki kelam etmeden duramıyorum doğum hikayenizide okumuştum ve sizin anlatımınızla pek de hoşlanmıştım. Halbuki kendi içinde riskler taşımasına rağmen!Sağlık uzmaları sezeryan oranlarını düşürmek için tartışsınlar ve hatta çözüm üretmek için bunu takıntı haline de getirsinler, ne güzel! Bu insanlık için güzel bir süreç. Ancak Dünya Sağlık Örgütünün uyarılarından bu kış yaşanan domuz gribi aşılanma skandalından sonra oldukça pimpiriklendiğim için arkasıda ister istemez bir şeyler aramadan da duramıyorumFilmlerden izlediğim kadarıyla batıda hastanın tedaviyi kabul etmesi veya reddetmesi bile hasta hakları çerçevesinde değerlendirilip ona göre davranılırken bir kadın eğer doğumunu sezeryan istiyorsa ve oranlar %90na da çıkıyorsa hiç umrumda değil. Bu seçim o kadının hakkı ve karşı çıkanlarıntıp otoritelerinin, sağlık sigortacılarının derdi ise maliyeti olunca "sağlıklı olan normal doğumdur" tezlerine de inanamıyorum. Yani karşıtlarında derdi çoğunlukla kapitalizmBenim derdim ne normal doğumu ne de sezeryanı savunmak. Annelerin güzellikle ve sağlıkla bebeğini kucağına alabilmesi ve hayata güzel merhaba diyebilmesi. Bunu ister normal doğumla yaşar, ister sezeryanla. Bunu da ne idealizm adına ne de para adına dayatmayla yaşamamalarını dilerim. fatma 31 July 2010 at 0109 Anonymous said... doğum sırasında yaşadığı stres ve kaka yapması, inatla normal doğuma devam, oksjensiz kalması, vakumla çeke çeke almak, ki derinin zedelenmesiule kalmış çok şükür, ve sonuçta aferin İsveç! ben mi okuduğumu anlamıyorum... 4 August 2010 at 1914 Anonymous said... Aynı hikayeyi sadece 2 doğum hikayesi olan ikiside birbirinden korkunçbir blogta Avrupa'nın sağlık sistemini kıyaslayacak bilgim yok, ama genel olarak Berceste Hn.'a ve 4 ağustos anonymous'a katılıyorum. Eğer herşey yolundaysa tamam ama değilse anne ve bebeği bu kadar zorlamak doğru mu? Örnek hikaye bence tek kelimeyle korkunç. Ben olsam İsveçlileri dava bile ederdim. Her yaptıkları ilerde ayrı ayrı sağlık sorunlarına yol açabilirdi, böyle bir kumar oynanmasını anlayamıyorum. Anne 20 yaşında olsa, 5- 6 normal doğum yapsa, bir ikisinde sağlık sorunu Özelde özürlülük ve ölümü kastediyorum olsa hadi önemli değil diyebilir ama 35 yaşında bence kumar olmuş. İnşallah ileride bir sorun yaşamazlar. İnşallah örnek alan kişiler de sorun yaşamazlar. Benim okuduğum pozitif doğum hikayeleri blogundan siz de iyi örnekleri okuyabilirsiniz. Burada beni rahatsız eden bir konu daha var Sorunlu doğumlarda sezaryen anne ve bebeği kurtarmak için değil mi? Sezeryanle doğurmak daha "az annelik" mi oluyor?Gereksiz tıbbi müdahaleye karşıyım ama, tıbbi müdahaleden kaçmak için inat etmeye ve bir bebeğin kafa derisini soymaya daha da karşıyım. Bir başka konu da; Böyle bir doğumu herhangi bir köyde yeşillikler içinde huzurla doğum yapabilirdiniz. Ya da evde kalabilirdiniz, o kadar yol gitmek niye? "Param var en iyisini ben yaparım" düşüncesi ile Tüm türk doktorlarını haksız yere suçlama güdüsü işi ticarete dökenler de var ama Almanya'da ameliyathanede yanlışlıkla lazerle yakılan hastaların şikayetleriyle ilgili siteler de var! Doktorunuz iyiyse ülke, hastane fark etmez ... Anne çok şanslıymış, ama şans herkese aynı şekilde gülmez, örnek olmanın kötü tarafı bunun sorumluluğunu taşımaktır. Normal doğum yapan anne, sezaryen yapan anne, emzirebilen anne, emziremeyen anne imajları yaratıp bu büyülü sürecin sıkıntılı bir döneme dönüştürülmesini kadınlara haksızlık olarak görüyorum. Bu nedenle şartlandırmalara, psikolojik zorlamalara karşıyım. Umarım herkes bu süreci kendisini dinleyerek, huzur ve mutlulukla geçirir, çünkü aslında bahsettiğimiz bir mucize... 6 August 2010 at 1422 Unknown said... Merhabalar,Hikayeniz benim dogum hikayemi andiriyor, tum anlattiginiz ayricaliklardan neyseki yasadigim yer olan Avustralya da faydalanabildim. Asiri ilgi, yardimseverlik, kibarlik ve hosgoru sayesinde cok zor gecen dogumum bende guzel bir ani olarak kaldi. Esim disinda hic kimsem olmadigi halde hic zorluk cekmedim yardimlari sayesinde. Benim suyum ben farkinda olmadan 40+5 de bittigi anlasildi, buyum ihtimalle 72 saatten uzun sure once sizinti baslamisti. Bu yuzden cok zor bir dogumum oldu kizim Hazel vakumla cekildi ve asiiri derecede dikise ihtiyacim oldu malesef. Yinede bu ulkede yasadigim ve buranin vatandasi oldugum icin cok sansli hissediyorum kendimi. Keske Turkiyede de bazi seyler degisse ve kadinlarimiz bu kadar korku ile bakmasalar dogum olayina. Onca zorluktan gecerken birde Dr yada ebelerin tavirlarini ceken arkadaslarimi dinledim ve hic adil gelmedi dun kesfettim ve okumaktan zevk aliyorum. Emeginize saglik...Cigdem 29 January 2011 at 1459

adım feride 3 yaşında kızım var